1+500 arası
BU KİTABIN TELİF HAKKI YOKTUR
Bu kitap ümmet-i Muhammed'in malıdır. Kısmen veya tamamen alınabilir, yayınlanabilir, kitap halinde dağıtılabilir, satılabilir, başka dillere çevrilebilir.
HAYATIN GERÇEKLERİ
İnsan Hayatına Yön Verecek Sözler
Hakikatler Hazinesi
“Bu kitapçık: şu dünyaya bir memur ve bir misafir olarak gönderilen insanın yapması gereken hareketleri ve bilmesi gereken doğruları veciz bir şekilde ifade eder.”
Hazırlayan
Selahattin ALTINTAŞ
2013
ÖNSÖZ
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahirabbilalemin, vessaletü vesselamu alâ seyyidine Muhammedin ve ale elihi ve ashabihi ecmain.
Dünyada bazı değişmez gerçekler vardır: ateşin yakması, dünyanın dönmesi, suyun sıfır derecede donması veya yüz derecede kaynaması gibi. Hâlbuki bizler “Acaba bunlar doğru mu?” diye araştırmamışızdır. Bunları kimin tespit edip söylediğini de bilmeyiz. Amma, öyle olduğunda da şüphemiz yoktur. Çünkü öyledir.
Aynen bunun gibi; elinizde bulunan bu kitapta uzun tefekkürler neticesi tespit edilen hakikatler yer almaktadır. Bu hakikatler herkes için geçerli olup, çevremizde olan veya başımıza gelen olaylar tarafından her zaman tasdik edilmektedirler. Daha önce hiçbir kitapta yayınlanmamış ve hiçbir kitaptan alınmamış -birkaç ayet, hadis-i şerif ve birkaç söz hariç-tamamen telif olan bu cümleler kuvvetlerini müellifinden değil, gerçek hayattan almaktadırlar. Sözler fıtri olarak geliş ve inkişaf ediş sırasına göre yazılmışlardır.
Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur "
“Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir" Bakara Sresi 269
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm'da şöyle buyurmuştur:"Adamın işiteceği bir hikmetli söz bir sene (nafile) ibadetten hayırlıdır. Kitabımız binden fazla hikmetli sözden oluşmaktadır. Rabbimiz bu hakikatleri anlayıp, neşretmeyi nasip ettiği gibi, istifade edilmesini de nasip etsin, âmin.
Selahattin ALTINTAŞ
1991 HAYATIN GERÇEKLERİ
1. Gaye-i hayâl olmazsa, ezhan enelere döner. Mektubat İzah: İnsanların ve toplumların hedefleri, gayeleri olmalıdır ki; akılları ile, fikirleri ile, bütün duygu ve düşünceleri ile o gaye için çalışsınlar. Aksi takdirde kendi istek, arzu ve menfaatlerini gaye edinirler. Herkesin kendi menfaatinden başka bir şey düşünmediği bir toplumda ise her türlü kötülük ortaya çıkar. (1991 yılı)
2. Bu kalbe fani hiçbir şeyin girmeye liyâkati yoktur. Bütün mevcudatı muhabbetullaha vesile olan ayine oldukları esma hesabına sevebilirsin. İzah: Her insanın kalbine büyük bir sevgi konulmuştur ki, onunla Allah’ı sevsin. Bu sevgiyle bir kişiyi veya bir şeyi, Allah’ı hatırına getirmeksizin severse, bu sevmesi gayri meşru olur ve cezasını da çeker. Hem de o sevdiği şeyin eliyle. Ekser âşıkların ağlamalarının sebebi budur.
Birisi bir şeyi severse; ya güzel olduğu için, ya onda hoşuna giden nimetler olduğu veya ondaki mükemmelliklerden dolayı sever. Hâlbuki bunlar o şeylerin kendi malları değildir. O güzellik ve kemalât tamamen Allah’a aittir ve O’nun isimlerinin tecellileridir. Öyleyse; bir şeyi Allah’ ın eseri, Allah’ın san’atı, Allah’ın nimeti olarak istediğin kadar sevebilirsin. Yoksa o şeyi doğrudan doğruya, Allah’ı hatıra getirmeksizin sevmek yasaktır ve böyle bir sevgi, sahibini daima azap ve elemler içinde bırakır. Çünkü batını kalp ayine-i sameddir.
Bir şairin aşağıdaki beyti bu gerçeği güzel bir şekilde özetlemiş:
Sevmemiştim kimseyi seni sevdiğim kadar,
Çekmemiştim kimseden senden çektiğim kadar.
3. Gayelerin en yükseği, Rıza-i İlahiyi kazanmak için çalışmaktır.
"Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür" Tevbe Suresi 72
4. Her bir sünnet-i seniyye onunla ilgili istikametli hareketi gösterir ve nefsin ifrat ve tefrit şeklinde olan yanlış hareketleri yapmasını önler; onun hakkını verir, haddini tecavüz ettirmez. Bunun için nefse en zor gelen hareketler sünnet-i seniyyeye uygun olan hareketlerdir.
5. Yeme - içmede şimdiden sünnet-i seniyyeye uy ki, ileride perhize mecbur kalmayasın.
6. Nefse muhalefet etmeden feyiz bekleme!
"Belki o feyizler; halis bir niyet ile, dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüt vesilesiyle o feyizler gelebilir." Mektubat
7. Dünya için yaratılmamışsın. Öyleyse, dünyayı elde edeceğim diye boşuna çırpınma! Başkalara muhtaç olmamak için çalış!
8. Bir adam nefsine hakimse, o adam esaret altına alınamaz.
9. Günde üç öğün dahil olmak üzere çok yemenin zararı, az yemenin faydası saymakla bitmez. Yani, sünnet-i seniyye miktarı yemeli.
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm buyurdu ki; "İnsanoğlu midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır" Şairin birisi şöyle demiştir:
Az yemektir âdeme mahz-ı şifa
Çok yemekten gelir emraz-ı belâ
10. Nefse muhalefet eden aziz, itaat eden zelil olur!
11. Hikmet boş midelere su gibi akar. | Hadis-i Şerif
12. Az yiyenin dilinden hikmetler dökülür.
13. Günde üç öğün doyuncaya kadar yersem
letaiflerim (duygularım, cihazlarım) uykuya dalıyor, adeta yaşamakta olduğumu hissedemiyorum.
14. İnsanlar arasında madde önemli oldukça onlarda insanî haller görülmez. İnsanlar insanlıktan çıkarlar.(Sukut ederler)
15. Hakiki insanlık ancak iman ve İslamiyet ile mümkündür.
16. Bir kişide uzun emel varsa onda insanî vasıflar aranmaz.
17. İnsanî vasıflar; kanaatkâr olup uzun emelleri terk ettikten sonra inkişafa başlar.
18. Sureten insan görünen herkes insan değildir.
" İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını musallat ettik" Enam suresi 112
"İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâp eder"
Lem’alar
19. Uzun emel taşımaktan, çok yemekten, en küçük bir şey de olsa muhabbetini kalbine koymaktan, sabah namazından sonra yatmaktan SAKIN!
20. Nefse ait lezzetler terk edilmeden, ruha ait lezzetlere ulaşılamaz.
21. Nefsiyle barışık olan onun ne büyük bir düşman olduğunun farkında değildir. O seni on dakika uyutur, sonra dayanılmaz sıkıntılara düçar eder.
22. Sen kulluğun gereğini yap; neticesi ‘iyi mi olur, kötü mü?’ diye düşünme! Sana düşen itaattir.
23. Her hayrı Allah’tan bilmek kişiyi aziz, sebeplerden bilmek zelil eder.
24. Allah’a itaat eden aziz; nefsine itaat eden zelil olur.
25. Yâ..Allah’a itaat edeceksin ya da nefsine; Cennet ve Cehennemin ortası yok.
26. Faaliyet aynı lezzettir.İzah: Herhangi bir hareket bir kabiliyetin bil kuvveden bil fiile çıkması demektir. Bu bir kanundur ki, her bir kabiliyet bilkuvveden bilfiile çıkarken sahibine zevk verir. Çocukların oyun oynamaktan zevk almaları, büyüklerin araba sürmekten zevk almaları bundandır; yani hep kabiliyetlerinin fiiliyata çıkmasından zevk almaktadırlar. Gerek iş yaparken, gerek her türlü oyun oynarken zevk almanın sebebi budur. Dolayısıyla her bir hareket, sahibine zevk verir. Çünkü her bir hareket bir kabiliyetin kuvveden fiile çıkmasıdır. Öyleyse, nerede bir hareket varsa orada mutlaka bir zevk vardır denebilir. Bütün kâinatta görünen veya görünmeyen hareket ve faaliyet ise nihayetsizdir.
27. Dünyaya ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedim. İhtiyaçlarım, vesile-i imtihan ve daha birçok hikmete binaen verilmiştir.
28. Müşteri aynı nimettir. Şükrünü eda et ki çoğalsın. Müşterinin şükrü; ona iyi bir muamelede bulunmak, hangi iş için size gelmişse onun işini güzel görmek ve hakkınızdan fazla ücret istememektir.
29. İkram etmeden ulu kişi olunamaz; kanaatkâr olmayan ikram edici olamaz; uzun emelli, hırs ve tama sahibi de kanaatkâr olamaz.
30. Sabırlı olmayan bir kişi kâmil ve olgun bir insan olamaz. Sabır olmadan kemâle ulaşılamaz.
31. Bu âlemde en büyük hakikat “La ilâhe illallah” hakikatidir.
32. Nefis Allah’a kulluk yapmaya manidir.
33. Elindekilerin kıymetini bil!İzah: Şu anda sahibi olduğun nimetlere bak! Onları saymakla bitiremezsin. Öyleyse, onlar için şükret! Sende olmayan, fakat başkaların sahip olduğu nimetlere bakarak şükrü bırakıp, şikâyet etme! Zira şükretmemek nankörlük olduğu gibi şikâyet etmek te elindeki nimetlerin gitmesine sebep olur.
34. Nefsine bin, üşenme!İzah: İyi şeyleri yapmak nefse zor gelir. Ona zor geliyor diye o iyi şeyleri yapmaktan vazgeçme!
35. İnsan hayatında ye’se (ümitsizliğe) yer yoktur.
36. Başkaların kusurlarını öğrenme ki, onları sevebilesin. Gıybetin yasaklanmasının bir hikmeti de budur. Çünkü gıybet ile başkaların hata, kusur ve yanlış işlerini öğrenirsin. Elbette bütün hata, kusur ve günahlarını öğrendiğin kimseyi de sevemezsin.
Gıybet ile herkes herkesin hata kusur ve günahlarını öğreneceğinden bu durumda kimse kimseyi sevemez hale gelir. Böyle olunca o toplumda nasıl yaşanır? Gıybet edenlere müdahale edilirse "Yalan mı söylüyorum" diye çıkışırlar. Elbette doğru söylüyorlar. Onun için yaptıkları haram olan gıybet ya zaten.
İnsanların hataları, kusurları ve günahları şehirlerdeki kanalizasyon gibidir. Bunlar vardır amma açıkta olmamalıdırlar. İşte bu yüzden insanların hata, kusur ve günahlarını gıybet ederek ortaya çıkarmamak gerekir.
Yoksa o toplum içinde yaşanamaz bir hale gelir.
37. Kişilerin kabiliyetlerini inkişaf ettirecek şekilde hareket etmelidir.
İzah: kişileri kabiliyetlerine uygun işlere sevk etmeli, o işlerde çalıştırmalıdır. O zaman onlar hem başarılı hem de mutlu olurlar. Bunun faydası ise herkese olur. Arıya örümcek ağı yapmasını, örümceğe de bal yapmasını söylerseniz ikisi de başarısız olur. Bu başarısızlık onların başarısızlığı değildir, amma zavallılar kendilerini suçlu hissederler ve hatta aptal olduklarını sanmaya başlarlar.
Halbuki burada asıl başarısız olan, onlara kabiliyyetlerine uygun olan işi vermeyendir. Bu durumda arı da örümcek te başarısız ve dolayısıyla mutsuz olurlar. Ayrıca toplum ipekten ve baldan da mahrum kalır. Ve neticede herkes mutsuz olur.
38. Aç iken sana öyle alemler açılır ki, tok iken onların varlığından haberin bile olmaz. Onları hayâl bile edemezsin.
"Az yiyenin içi nur ile dolar" | Hadis-i Şerif
39. Açlık öyle bir cevherdir ki, Allah Celle Celâluhu onu sevdiği kullarına verir. | Hadis-i şerif
40. İşimiz; Allah’a itaat, nefse muhalefettir.
41. Sizin dostunuz; Allah Celle Celâluhu, O’nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rûku eden mü’minlerdir. |
Maide suresi 55
42. Hergün hergün üç öğün yediğin leziz yemekleri ve içine yattığın yumuşak döşekleri kendin için hayırlı sanma!
Bunlar ahir zaman fitnelerindendir.
Hz. Âişe validemiz bir gece Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm'a yeni bir döşek serdi. Hz.
Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm o zamana kadar katlanmış bir abanın üzerinde yatıyordu. Bütün gece durmadan yan değiştirdi.
Sabahladığı zaman, Âişe'ye dedi ki:O yırtık abayı geri getir. Bu döşeği benden uzaklaştır. O beni bu gece uykusuz bıraktı. İbn-i Hibban
43. Açlıkla uyanan letaifler (duygular, cihazlar) kâinat bostanındaki kendilerine mahsus çiçeklerden istifade etmek için faaliyete geçerler. Sen mideni doldurunca tekrar uykuya dalarlar.
44. Eğer bütün insanlar (küfre meyl edip) tek bir ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı; Rahman olan Allah’ı inkâr edenlerin; tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerinde kurulacakları koltukları gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir. | Zuhruf suresi 33-35
45. Rahman olan Allah’ı anmayı görmemezlikten gelene yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz. Şüphesiz onlar, bunları yoldan alıkorlar. Bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar. | Zuhruf suresi 36-37
46. Hırs insanı kör eder.İzah: Hırslı insan elde etmek istediği şey için her şeyi feda eder; onu kazanacağım derken neleri kaybettiğini göremez.
47. Rahat etmek için çalışma! Zira rahatlık insan fıtratına zıttır.
İzah: Çalışmak zorunda olmayan ve boş gezen insanlar, belki de en sıkıntılı insanlardır. Bunlar aynı zamanda çalışmadıklarından vücutlarında pek çok hastalık çıkmaktadır. Hayat hareket üzerine kurulduğundan boş durmak insan vücuduna yaramamaktadır. Boş durmak cansızlara bile yaramaz. Bakın, boş duran bir ev harabe olur, boş duran bir araba paslanır. İnsan da öyledir.
48. Yüce Allah Celle Celâluhu peygamberlerin ellerine verdiği mucizelerle esbabı ve tabiat kanunlarını tesiri hakikiden azletmiştir.Adem Âleyhisselam'ın annesiz ve babasız, İsa Âleyhisselam’ın babasız dünyaya gelmesi, İbrahim Âleyhisselam’ı ateşin yakmaması,
peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm'ın bir duası ile bir hafta yağmur yağması ve tekrar dua etmesiyle durması gibi. Yani, çocuğun dünyaya gelmesinde anne- baba sadece bir sebeptir, meyvenin meydana gelmesinde ağaç sadece bir sebeptir, yağmurun yağmasında bulut sadece bir sebeptir ve ateş te ancak Allah’ın izniyle yakar, yoksa yakamaz ve hakeza…
49. Cenab-ı Hak bir kulunu sevdi mi; yâ.. onu dünyaya küstürür, ya da dünyayı ona. Mektubat
50. İlim meclislerinde aradım kıldım talep. İlim geride kaldı; illa edep, illa edep. Ata Sözü
51. Sıkıntı çekmeyişimiz, rahat içinde olmamız hakkımızda hayır değil. Firavun’un 400 sene başının dahi ağrımaması onun hakkında hayır olmadığı gibi.
Kâmil insanların sıkıntıları kesilince “Aman ne hata ettik” diye endişe etmeleri bundandır; sıkıntı onların gıdasıdır.
52. Sıkıntılar insanı olgunlaştırır, ciddi ve vakarlı olmasını sağlar.
53. Hayatın şakası yoktur. Şeriat-ı fıtriyeye de (tabiattaki kanunlara) azami derecede itaat etmeye mecburuz.
54. İşin ehli olmayanlar laçkalığa sebep olur.
55. Yüzü dünyaya dönük olan insan nasıl kanaatkâr olacak!
56. Gayr-i meşru yoldaki o cüz-i lezzet, oltaya takılan yem gibidir. Aç olan balık o yemi yemeye kalkarsa kendisini helâk eder.
Sen de haramlardaki o az bir lezzet için haramlara girersen dünya ve ahiretini mahvedersin.
57. Başarının, kalkınmanın, ilerlemenin yolu; insanları kabiliyetlerine uygun ve yapabilecekleri işlerde çalıştırmaktan geçer.
Mesela; eğer Mimar Sinan kabiliyetine uygun işlerde çalışmasaydı bunca eseri ortaya koyamazdı. Belkide yapacağı diğer işte de başarılı olamazdı. Hem o kaybederdi, hem de memleket.
Şimdi öğrenci mesleğini seçmek üzere tercih yapıyor: Tıp fakültesi, olmadı elektrik-elektronik, olmadı inşaat fakültesi, olmadı makine mühendisliği, olmadı dişçilik...
Hangisi olursa.
Bu memlekette çocukların okullarda kabiliyetleri tespit edilip çocuklar buna göre işlere sevk edilmedikçe ve meslekler bugünkü şekilde seçildiği sürece ülke olarak bir yere varamayız, insanlarımız da başarılı olamaz. Başarılı olmayan insan mutlu olamaz, çalışmaktan zevk alamaz, gider ha..gider.. Aynştayn ne demiş: "Balığa ağaca çıkmasını söylerseniz elbette çıkamaz ve hep kendisinin başarısız olduğunu düşünür."
Çocuklarımızın kabiliyetleri tespit edilip ona göre işlere sevk edilmedikçe Milli Eğitim de görevini yapmıyor demektir.
58. İnsanlar ebedi saadeti kazanmak için dünyaya gelmişlerdir. Şimdi ise dünya hayatını kazanmak için çalışmaktadırlar. Ahiret yerine dünya hayatı medar-ı nazar olmuştur.
59. Maddi ve manevi nimetlere kavuşmanın yolu sebeplere yapışmaktır. Elma nimetini isteyen elma ağacı dikmeli, çocuk nimetini isteyen evlenmeli, manevi nimetlere mazhar olmak isteyen de büyük zatların ellerini tutmalıdır.
60. Zevk ehl-i imana, elem ehl-i küfredir. Ehl-i iman nihayetsiz nimetlere, ehl-i küfür nihayetsiz elemlere daha dünyada iken mazhardır.
61. Bütün problem Cenab-ı Hakk’ın mülkünü sahiplenmekten kaynaklanıyor. Mülkü sahibine teslim et!
Mülk O’nundur, tasarruf eden de O’dur. Öyleyse sen ‘Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler’ de ve dünyanın kederini bırak, sefasını sür.
62. Sebepler, istenen nimetlerin musluklarıdır. Öyleyse, sen hangi şeyi elde etmek istiyorsan onun gereği olan sebepleri yerine getir.
63. Cenab-ı Hak nefse (nefs-i emmare), nefiste Cenab-ı Hakk’a düşmandır. Cenab-ı Hakk’ın emir ve yasakları, verdiği belâ, musibet ve hastalıklar nefse indirilen birer darbe gibidir. Bu gibi şeylerle nefis her darbe yiyişte Cenabı Hakk’a olan düşmanlığı biraz daha artar. Sen ise Cenab-ı Hakk’ın düşmanı olan nefsine düşman olursan, o her darbe yiyişte sen mesrur olursun. Eğer sen, nefsine dost olursan, o zaman onunla beraber sen de Cenab-ı Hakk’a düşman olursun ve düşmanlığın da gittikçe artar. Kâfirin Allah’ın düşmanı olması bundandır.
64. Bütün nimetler Cenab-ı Hak’tandır. Ancak sebeplerle verir. Öyleyse, sebeplere yapışmadan nimetleri bekleme!
65. Az yemek bütün büyük zatların ortak özelliğidir.
"Az yiyenin içi nur ile dolar" Hadis-i şerif
Şam evliyasından Ebu Süleyman-ı Dârâni Hz.leri şöyle demiştir: "Helâlden bir lokma az yemek bana sabaha kadar ibadet yapmaktan daha sevimlidir."
Az yemek sanki bütün peygamberlerin de ortak sünnetidir.
66. Kısacık dünya hayatındaki rahatın için bu kadar zahmetlere katlanıyorsun da, niçin ebedi hayatındaki rahatın için az bir zahmete katlanmıyorsun!
67. Sıkıntıların sebebi ibadetsizlik yüzünden ruhun aç kalmasıdır. İbadet ruhun gıdasıdır.
Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur. Rad suresi 28
68. Ey insan! Rahat etmeyi aklından çıkar! Zira buna ne dünya müsait, ne de senin fıtratın.
69. Bineğimiz olan vücudumuzun ihtiyaçları, bakımı, tedavisi bizi o kadar meşgul ediyor ki; ona binip, yapmamız gereken işler olduğunu düşünemiyoruz bile!
70. Aydınlatılmayan her yer karanlıktır.İzah: Karanlık için yeni bir şey yapmaya gerek yoktur. Işık yoksa karanlık otomatik gelir. İlim de öyledir. İlim için çalışmak gerekir, amma ilminiz yoksa otomatik olarak cahil olursunuz. Cahil olabilmek için bir şey yapmanız gerekmez.
71. Dünyaya para kazanıp, mal toplamaya gelmemişim. Çalışarak dünyevi ihtiyaçlarımı karşılıyorum ki; onlar beni yaratılış gayem olan ibadetten, zikirden, fikirden ve şükürden alıkoymasın.
72. Her şey bizim gördüğümüz gibi değildir.
Mesela; Görünüşte güneş dünyanın etrafında dönmektedir, aslında ise dünya güneşin etrafında dönmektedir. Görünüşte Ay yıldızlardan büyüktür, aslında o yıldızlardan çok küçüktür.
73. Her şey senin bildiğin gibi değildir.İzah: Geçmişte hararetle savunduğunuz nice şeyin zaman içinde yanlış olduğunu anladığınız çok olmuştur. Demek o zaman senin hararetle savunduğun şey doğru değilmiş. Dikkat et! bugün de savunduğun ve bildiğin nice şeyler doğru olmayabilir.
74. İnsanlar üç gruptur: Ehl-i dünya, Ehl-i ukba ve Ehlullah.
Ehl-i dünya: Bir işi yapacağı zaman dünyevi kâr ve zararını düşünür; helâli ve haramı düşünmez.
Ehl-i ukba: Bir işi yapacağı zaman uhrevi (ahirete ait) kâr ve zararını düşünür.
Ehlullah: Bir işi yapacağı zaman o işte Allah’ın rızasının olup olmadığını düşünür.
Kişilerin kıymetleri himmetleri nispetinde olduğundan bu üç grup arasında da gayeleri nispetinde kıymet farkları vardır. Bu üç gruptan gayesi dünya olanların dünya ellerine geçse bile, hayatları elem içinde elemdir. “Hasiraddünya vel ahirah” sırrınca her iki dünyayı birden kaybederler. Ahireti gaye edinenlerin ise, dünya ve ahiret birden ellerine geçer.
Sadece rıza-i ilahiyi esas maksat yapanların ise; dünya, ahiret ve yüce Allah’ın rızası birden ellerine geçer. Aklın tahayyülünden hariç nimetlere daha dünyada iken mazhar olurlar. Zaman ve mekân kaydından çıkarlar, kalp ve ruhun dairesinde, ezelden ebede uzanan nihayetsiz geniş bir âlemde, nihayetsiz nimetler içinde, nihayetsiz şükürle, nihayetsiz tecelliyat-ı esma içinde yaşarlar. Dünya ve ahiret onların bu âleminde sadece iki menzildir.
75. Her şeyin ve her yolun kendine göre bir cazibesi vardır. Sen hangi yola gitmeye karar verirsen, o yolun cazibesi seni alır götürür. Onun için herkes gittiği yoldan memnundur ve o yola gitmeyi kendisi istemiştir.
"Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı" Ankebut 38
76. Sabah namazından sonra yatılan gün ile yatılmayan gün; hem maddi olarak, hem de manevi olarak tamamen birbirinden farklıdır.
77. Küfür: nihayetsiz ilim, irade, hikmet ve kudretle yaratılan Cenab-ı Hakk’ın eserlerini akılsız, şuursuz, ilimsiz, kör, sağır tabiata vermek demektir. Puta tapmak bu mananın tecessüm etmiş şeklidir. Bunun için, küfrün olduğu her yerde ve her zamanda puta tapmak olagelmiştir. Ehl-i iman ise; her şeyi Cenab-ı Hakk’a verir. Namaz da bu mananın tecessüm etmiş şeklidir. Demek oluyor ki; mü’minler namaz kılar, kâfirler puta tapar.
78. Bir kişinin şahs-ı manevisi; hâl, söz ve fiillerinden meydana gelir. Bir kişinin ismi anılınca akla gelen o kişinin şahs-ı manevisidir.
Şehirlerin de ülkelerin de hatta her bir şeyin de şahs-ı manevisi vardır. O şeyin ismi anılınca akla gelen onun şahsı manevisidir. Daha geniş bilgi için aşağıdaki link'i tık'layınız:
www.sahsimanevinedir.blogspot.com
79. İnsan için en büyük fani bile gaye olamaz. Ancak beka için vasıta olabilir.
80. Ahiretteki ceza ve mükâfatlara nazar çevrilmeden zor gelen emirler nasıl yapılacak, nefse hoş gelen haramlar nasıl terk edilecek?
81. Hırçın olan insanın kendi iç aleminde fırtınalar vardır.
82. İşinin ehli olmayan vakarlı olamaz.
83. Nimetlerden meşru dairede, ihtiyaç miktarı istifade edilirse tamamı lezzet olur. İhtiyaç miktarını aşarsa nefis hesabına olur. Bu durumda cüz-i bir lezzet kalır; o’da çok elemli olur.
84. Nefsin sıkıntıya girmesini istemezsen ruhun sıkıntıya girer. Ruhun rahatını istersen nefsin sıkıntıya girer. Ancak, nefsin sıkıntısı ruhun sıkıntısına nispeten hiç hükmündedir. Hem nefsin rahatlığı az ve geçicidir. Ruha yüklediği elem ise devamlıdır.
85. Nefsin sıkıntısı geçici olup rahata inkılâp eder. Nefsin rahatlığı da geçici olup eleme inkılâp eder.
86. Her yerin kendine göre sekenesi (sakinleri) vardır. Okulun sekenesi öğrenciler, hastanenin sekenesi hastalar, denizin sekenesi balıklar, caminin sekenesi cemaat, meyhanenin sekenesi sarhoşlardır, vs.
Şimdi sen kendine bak bakalım. Sen nerenin sekenesisin?
87. Küçük bir kâinat olan insanda ene, büyük bir insan olan kâinatta tabiat, kendi hesaplarına içinde bulundukları mülkü zapt etmek isterler. Sen ise; iman ve salih amel ile hem vücudunu hem de kâinatı Cenab-ı Hakk’a vermekle mükellefsin.
88. Ömrü hapiste geçen bir kişi belki oraya alışır ve hapsin sıkıntılarından pek etkilenmez. Amma dışarıdaki geniş ve hür bir hayata alışan kişi hapse dayanamaz. Girse bile hemen çıkmak için çareler arar ve onlara sarılır. Kurtulunca bir daha oraya girmemek için gayret eder.
Aynen öyle de; nefsin isteklerini yerine getirmekle ömrünü geçirenler belki bundaki sıkıntılara alışmışlardır ve hayatı ‘hep öyledir’ sanırlar. Amma, kalp ve ruhun dairesini bilenler bazen nefsin eline düşseler bile buna dayanamazlar. Nefse binmeye alışık olan onu sırtında taşıyamaz. Kurtuluş yollarını ararlar, bulurlar ve gerekeni yaparlar ve bu onlara zor gelmez. Çünkü bu zahmet, nefsi taşımaktan gelen zahmetin yanında hiç kalır.
89. Yâ namaz kötülükleri, yada kötülükler namazı terk ettirir. İkisi beraber olursa o namaz, namaz değildir. Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam kişinin kıldığı namaz onu kötülüklerden men etmezse o namazın onun
Allah'tan uzaklaşmasına sebep olacağını haber vermiştir.
90. Paraya olan muhabbet; para, insanı nefsin isteklerine ulaştırdığı içindir. Nefsin istekleri olmazsa paraya muhabbet te olmaz. Evliyalarda olduğu gibi.
91. Etrafımızda birçok maddi ve manevi tehlikeler vardır. Allah’a kulluk yapanların bu tehlikelerden haberleri bile olmaz. İsyan edenler ise bunları hissederler ve onlara dayanabilecekleri kadarı ulaşır.
92. Etrafımızda olan her şey kaderdendir ve Allah’ın takdiri iledir. İnsan onlarla imtihan olur. Velev ki bunlar başkalarının cüz-i ihtiyarisi ile olsun.
93. Bu devrin insanını müjde vererek itaate sevk etmek gerekir.
94. Bugün toplumun bozulmasındaki en büyük sebeplerden biri de yolsuz merhamettir. Yani, cezayı hak edene acıyıp ceza vermemek veya dinimizde belirtilen cezaları tatbik etmemek.
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm “Bir had cezasının tatbik edilmesi kırk sabah yağmur yağmasından hayırlıdır” buyurmuştur.
Ramuz el
Ehadis
95. Sabah namazından sonra yatan, üç öğün yiyen yaşamıyor.
Hemen deneyip farkı görebilirsiniz.
96. Allah’a kulluk yapana hayat ne kadar güzel, İsyan edene ise ne kadar zor ve elemlidir.
97. Sen gayeni, hedefini iyi tespit et. Seni gayene ve hedefine ulaştıracak vasıtalar bulunur. Bulunmasa da bu niyetin seni varmış gibi yapar.
98. Her biri birer küçük cennet olan hurileri bırakıp, her biri birer küçük cehennem olan yalancı hurilere (Allah’ın 'örtün' emrine baş kaldırıp, bütün güzelliklerini hiç çekinmeden erkeklerin önünde sergileyen fasıkelere) yönelmek ne kadar akılsızlıktır.
99. Bir şeyin başına geçmek, onu yapmaktan daha zordur.
100. Şu kâinata gelen insan; yâ.. iman edip salih amel işler, sultan olur; yâ da nefsine uyar, rezil, rüsvay olur.
101. Bu dünyada cennetin numuneleri olduğu gibi, cehennemin numuneleri de vardır.
102. Aramızda ehl-i cennet olduğu gibi, ehl-i cehennem de vardır.
103. İnsanları tanımak istersen, boş zamanlarında ne yaptıklarına bak.
104. İnsanlardan gelen ezaya ancak kâmil insanlar katlanabilir.
105. Kişi nefsine uyup Allah’a isyan ettiği zaman manevi bir hapse sokulur.
Ehl-i küfür başta olmak üzere münafıklar ve ehl-i sefahet bu hapsin sıkıntısını hissederler. Bu sıkıntıdan kurtulmak için her yolu denerler. Hâlbuki bunlar ne yaparlarsa yapsınlar ve dünyanın neresine giderlerse gitsinler bu sıkıntıdan kurtulamazlar. Çünkü kuşun kafesi gibi hapishaneleri de onlarla beraber gitmektedir.
106. Ya namaz kılar kurtulursun; yada terk eder, sürünürsün!
107. İnsanların eserleri Cenab-ı Hakk’ın eserlerinin harikalığını gösteren ayinelerdir.İzah: Uçağa bak ta sineğin harikalığını gör, bilgisayara bak ta insan beyninin harikalığını gör, yapma çiçeklere bak ta hakiki çiçeklerin harikalığını gör ve hakeza.
108. Kelimeler manâların elbiseleridir.İzah: Demek istediğimiz şeyi ifade için kelimeler birer araçtır. Maksat o manâdır. Her dilde o manâ başka kelime ile ifade edilir. İşte farklı dil budur.
109. Haramları terk etmeyen bir kişi İslamiyet’i anlatamaz.
Çünkü manen buna gücü yetmez.
110. Bugün ekser insanlar paranın kölesi olmuşlardır. Eğer paran varsa onlar dolayısıyla sana köle olurlar. Eğer paran yoksa sen o aciz insanlara köle olursun.
111. İnsan ibadet için yaratıldığından ibadetsiz bir insan, hiçtir.
Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" Zariyat suresi 56
112. Hâkimiyet ancak ilim ve kudret ile mümkündür. İlim ve kudret olmadan hâkimiyet kurmak mümkün değildir.
113. Bildiğini öğret, bilmediğini öğren!
114. Çoğunluk paraya ve mala tapmaktadır. Onların taptıklarına iyi sahip ol! Ki……
115. Gökyüzüne bakmak sünnettir. Gökyüzüne bakmadan kâinat sarayına çıkılamaz! Güneş, Ay ve yıldızlar kâinat sarayına çıkabilmemiz için basamaklardır.
116. Kadının en büyük isteği, arzusu ve ihtiyacı sevilmektir. Kısaca, kadınlar sevilmek isterler. Eğer sevilmezlerse başka hiç bir şey onları tatmin edemez, mutlu edemez. 1993 yılı 117. Kadın kendisini seven bir erkek için her şeye razı olabilir.
118. Dünya kâinat içinde bir noktadır. İnsan ise kâinatı içine alabilecek bir kabiliyette yaratılmıştır. Dolayısıyla bütün kabiliyetleri ile dünyaya yönelen bir insan, kabiliyetlerine göre küçücük sayılan dünya içinde boğulur veya onda hapis olmuş olur.
119. Kadın için en önemli şey kocası tarafından sevilmektir.
120. ‘Allah Celle Celâluhu tarafından sevilmek ve O’nun razı olduğu bir kul olmak’ herhâlde ulaşılabilecek en son mertebe budur.
121. İnsan kimin emir ve yasaklarına göre yaşarsa onun kulu olur.
Mesela; sabah namazı vakti Allah Celle Celâluhu ‘ Namaz kılmak için kalk’ emreder. Nefis ise ‘Yat’ der. Kimin emrini yaparsan ona kulluk etmiş olursun. Onun için kabre varınca ilk olarak dünyada kime kulluk ettiğin sorulur. ‘Rabbin kim?’ denir.
122. Müspet ilimler; kudret ile yaratılan şu kâinatı görmek ve anlamak için birer dürbündür.İzah: Astronomi, fizik, kimya, tıp ve biyoloji gibi ilimler birer dürbün gibi bizim o alanlardaki Cenab-ı Hakk’ın eserlerini ve o eserlerdeki sanatların harikalığını görmemizi sağlarlar.
123. Kadının en büyük gıdası sevilmektir. Kadın hep kendisini sevecek bir erkek arar.
124. İnsan Cenab-ı Hakk’ın isimlerine üç şekilde ayine olurken, şuunat-ı ilahiyyeye yaşayarak ayine olur.İzah: Mesela; İnsan görmesi ile, bir numunesini taşımak noktasında ‘Basir’ ismine; acizliği ile, zıt olarak, O’nun ‘Kadir’ ismine; elindeki, kulağındaki nakışlar ile ‘Sani’ ismine ayinedarlık eder.
Şuunatına ise: İnsan, yaptığı veya kendisine yapılan hareketler karşısında hissettiği; sevmek, kızmak, memnun olmak gibi duyguları ile Cenab-ı Hakk’ın şuunatına ayine olur ve bu şekilde Cenab-ı Hakk’ın şuunatını anlar. Mesela; Bir aile reisi veya bir idareci emirleri yerine getirilince ne hissediyor, karşı gelinince ne hissediyor, baksın ve Cenab-ı Hakk’ın kendisine itaat edenlere ve isyan edenlere karşı olan şuunatını anlasın.
125. Şaşılır o kimseye ki dünyada rahat etmek ister. O bilmez mi ki Resulüllah Aleyhissalatü Vesselam “Dünyada rahat yoktur” buyurmuş.
126. Allah’a kulluğu terk eden düşüyor. Bütün serkeşlik ve serserilikler düştükten sonra başlıyor.
İzah: Kişi kendi iradesi ile kulluğu terk ettiği zaman meyvenin dalından düşmesi gibi düşer ve bütün kıymetini kaybeder. Düştükten sonra başına gelenler ve içine düştüğü durumlar için kimseyi suçlamaya hakkı yoktur. Çünkü kendi iradesi ile kendi yaratanına asi olmuş ve O'na kulluğu terk etmiştir.
127. Bütün iyilik ve kemalât Allah’tan, bütün hata ve kusur bizdendir.
128. Ya Rabbi ! Marifetime kulluğumdaki noksanlığımı bağışla. | İmam-ı Azam
129. Tedbir al, takdire razı ol!
130. Güleç yüz olgunluk alâmetidir.
131. Şu dünyada tuttuğun yol eğer seni ebedi saadete götürecekse devam et. Yoksa o yola yol denmez!
132. Kulluğun az bir zahmetine katlanmayan başka çok zahmetlere katlanmaya mecbur olur.
133. Akıllı idareci insanları yapabilecekleri işlerde çalıştırır, yapamadıklarıyla ilgilenmez.
134. Dünyada ve ahirette perişan olmak istiyorsan; namazı terk et, ana-babana isyan et!
135. Dünya önünde mi, arkanda mı?
Birçok insanın dünya önündedir; Onlar, dünyayı elde edebilmek için koşuştururlar. Bazıların da ahiret önlerindedir, dünya arkalarındadır; bu yüzden dünya onlara yetişeceğim diye arkalarından koşar.
136. Hayat yaşadığın andır yada gün. Yani, geçmiş geçmiştir, gelecek ise garanti değildir. Sen bugüne bak!
137. İnsanları en çok sıkıntıya sokan şeylerden birisi de kalbindeki şeytana ait sözlerdir. (vesveseler) İnsan o vesveseleri kendisinin veya kendi kalbinin sözleri sanarak endişeye düşer. Hâlbuki insanın istemediği halde kalbinden gelen o kötü sözler şeytana aittir ve insan yarın ahirette onlardan mes'ul olmayacak, hesaba da çekilmeyecektir; dili ile söylemedikçe!
138. Bu devirde zararı dokunmayan komşu iyi komşudur.
139. İnsan menfaat anında belli olur.
İzah: Yıllarca beraber olsanız dahi aranızda bir menfaat meselesi olmadıkça o kişiyi tanımış olmazsınız. Kişinin ne olduğu ancak menfaat anında belli olur.
140. Düşmanını yenmenin yolu ona iyilik etmektir.
Hemen dene ve hemen neticesini gör, inanılmaz etkili. Düşmanını öldürsen onu yenmiş sayılmazsın amma iyilik yapınca adeta eriyor ve düşmanlığı bitiyor.
141. Bütün çalışma, çabalama ve koşuşturmalarımızdaki gaye para kazanmaktır. Demek ki para çok önemlidir.
Madem öyledir, onu önemsiz şeylere harcamamak gerekir. Kısaca, dinimizin bir emri olan iktisada riayet etmek gerekir.
142. İnsan o kadar nazik bir varlıktır ki, en küçük bir şey, hattâ en küçük bir söz bile onun dünyasını karartmaya yeter.
143. Daha cennete varmadım, cehennemden kurtulmadım.
144. Lafla müslümanlık kolay, fiilen müslümanlık zordur.
145. İnsan biraz gariban olmalı. Zira garibanlık insanı istiğnadan gelen vahşetten kurtarıyor.İzah: İnsan başkalara muhtaç olduğu ve onlardan iyilik gördüğü zaman onların kıymetlerini daha iyi anlar ve sonra da onlara gereken değeri vererek ona göre davranır. Diğer insanlara muhtaç olmayanlar ise onların kıymetlerini bilemezler ve dolayısıyla onlara karşı gereken güzel davranışları da gösteremezler, neticede de bir nevi vahşileşirler.
146. Dünya manen çok büyük, dalgalı ve derin bir denizdir. Çok insanlar onda boğulmuşlar ve hâlâ da boğulmaya devam etmektedirler.
147. Namaz boş adamı meşgul eder, meşgul adamı dinlendirir.
148. Gerçi istenmez amma sıkıntı şu dünyada ne güzel şeydir. Hiç öyle olmasaydı en çok sıkıntıyı peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm mı çekerdi? İnsan sıkıntı çektikçe gözü açılacak, gerçekleri görecek ve gafletten uyanarak doğruyu bulup ona göre hareket edecek şekilde yaratılmıştır. Rahatlık ise onların gaflete dalmalarına sebep olur. Bu yüzden kâmil insanlar sıkıntıları kesilince “Acaba ne hata ettik te sıkıntılarımız kesildi?” diye endişe etmişlerdir.
Her sabah belâ der ki: "Nereye gideyim?"
Cenab-ı Hak der ki: "Bana itaat edenlere git" Her sabah bolluk der ki:"Nereye gideyim?
Cenab-ı Hak der ki: "Bana isyan edenler git"
Allah Celle Celâluhu Mü'min kuluna belâyı yetiştirmeyi deruhte etmiştir (üzerine almıştır). Bir babanın evladına hayır yetiştirmek istemesi gibi. Hadis-i Şerif
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm namaz kıldırırken bazı sahabeler açlıktan düştü. Onların yanına vardı ve "Eğer benim bildiğimi bilseydiniz bu halin artmasını isterdiniz" buyurdu.
149. Ahiret endişesi taşımayan, kendi hata ve kusurları ile meşgul olmayan dünyanın maddi ve manevi sıkıntılarından kurtulamaz.
150. Hayat bilmemek üzerine yürüyor.
Evet, herkes herkesin ne yaptığını bilseydi kimse kimsenin yüzüne bakmazdı. Ayrıca, mesela; Aldığın bina çürük olup sana mezar olacağını bilsen alır mısın? Ortağın sana ihanet ettiğini bilsen nasıl olur? Koca hanımının kendisini aldattığını bilse ne yapar? Ameliyatta masadan kalkmayan bir yakınının doktor hatasından öldüğünü bilsen ne yaparsın? Ve hakeza..
İşte herkes her şeyin aslını bilmediğinden hayat böyle devam eder gider. Güzel olan bu hâldir. Ancak, yarın ahirette gerçekler bir bir ortaya çıkar ve hesap ta bu gerçek vaziyete göre olur.
151. İnsan letaiflerinin inbisatı için nefsinin heva ve hevesinin peşinden koşmayı terk etmesi şarttır.
152. İnsanın alabildiği maddi ve manevi zevklerin tamamının anahtarları Allah’ın elindedir. Bunun için O’nun müsaade ettiği kadar zevk alınabilir. Elem de aynıdır. Bu yüzden herkesin aldığı zevk ve elem ayrı ayrıdır ve Cenab-ı Hakk’ın dilediği ve müsaade ettiği kadardır.
153. Bu dünyada görünüşte ehl-i isyan, hakikatte ise ehl-i taat keyf ediyor.
154. Allah Celle Celâluhu kendisine itaat edeni hiç mahrum eder mi? Ve O, kendisine isyan edeni hiç rahat bırakır mı?
155. Bu kâinatı ve bu dünyayı Allah Celle Celâluhu idare eder. Öyleyse O’nun idaresine karışma! Ancak, O’nun izni ve rızası dairesinde tasarruf edebilirsin. Onu da İslamiyet’ten öğren!
156. İsteklerin ve zevklerin merkezi nefistir. Bana verilen cihazlarla bu istek ve zevkleri alırken Cenab-ı Hakk’ın ne kadar kıymettar nimetleri ve ne kadar antika san’atları olduğunu anlıyorum. Bana kalan bu anlama nimeti, yani marifetullahtır. Ben, bir bakıma bunun için bu dünyaya gelmişim. İşim bitince bu cihazları burada bırakıp gideceğim. Şoförün arabasından inip gitmesi gibi.
Cihazlarımı kullanmakla elde ettiğim marifetullah ise ebedi âleme benimle beraber gelecektir.
157. Sen öyle adam ol ki; değil gıybet etmek, yanında gıybet te edilemesin.
158. Sen öyle adam ol ki ; değil haram işlemek, yanında haram da işlenemesin.
159. Bu dünyada en kârlı olanlar, Allah’a ibadet edenlerdir. Mesela; Bir gün nafile oruç tutanın kazanacağı sevap, bir kişinin bütün dünya dolusu altını olsa ve bunu Allah yolunda sarfetse kazanacağı sevaptan daha fazladır. |
Ramuz el Ehadis
160. Cenab-ı Hakk’ın her işi mükemmeldir ve övgüye layıktır. O, onun işini öveni çok sever. Onun işini beğenmeyen ve kötüleyene ise şiddetle gadap eder.
161. Kadın nefis gibidir. Onun her istediğini yaparsan hem o zarar eder hem de sen. Öyleyse, onun isteklerinden uygun olanı yap, uygun olmayanı yapma!
162. Bu toplum fertleri arasında muhabbet yok denecek kadar azalmıştır. Öyleyse, muhabbete vesile olacak işler yapmalıdır.
İzah: insanlar birbirlerine iyilik yaparlarsa muhabbet, kötülük yaparlarsa nefret meydana gelir. Öyleyse önümüze gelen her bir iyilik fırsatını değerlendirmeli ve iyilikte bulunmalıyız. Hatta bu fırsatı bir nimet ve ganimet bilmeliyiz.
163. Başkasından en küçük bir menfaat bekleyen adam ona hakkı söyleyemez.
164. Cenab-ı Hak insanı o kadar çok seviyor ve ona öyle değer veriyor ki; yaşarken ona bütün mahlûkat ve mevcudatı hizmet ettirdikten sonra, ahirete intikâl edeceği zaman da onu yalnız bırakmıyor. Sıradan bir melek te değil, dört büyük melekten birini ona gönderiyor. Ahiret âlemlerine onun refakatinde teşrif ettiriyor. 2002 yılı
165. Ne işi yaparsan yap amma severek ve isteyerek yap!
Zira, gönülsüz yapılan işten hayır gelmez!
166. Sen eşek olduktan sonra sana binen çok olur.
167. Aklı dinleme, vahyi dinle!İzah: Bir şey yapacağın zaman vahye müracaat et. O meselede akıl ayrı vahiy ayrı giderse vahyi dinle. Vahye zıt giden akıl mutlaka insanı felakete sürükler. Aklını vahyi anlamak için kullan. “Dinimin aslı akıl, esası muhabbettir” hadis-i şerifini de unutma!
168. Hastalık bu hayatın gerçeğidir ve veren de Cenab-ı Hak’tır. O dileseydi hastalıklar olmazdı. Bu hayatta hastalıkların o kadar çok hikmetleri vardır ki, saymakla bitmez.
169. Herhangi bir nimete el uzatırken- küçük olsun büyük olsun- Allah’ı hatırla, yani besmele çek. Çünkü o nimet, O’nun hazinesinden gelmiştir.
Küçük olsun büyük olsun, herhangi bir nimete el uzatırken
Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtu
Vesselâm'ı hatırla. Çünkü o nimet O’nun hatırına verilmiştir.
170. Genelde her insan hayatının başlarında çok sıkıntı çeker. Bu, onun ileride omzuna yükleneceği hayat yüküne tahammül etmesini sağlar.
171. Her işin başında bir zorluk vardır. Bu öyle hikmetlidir ki, herkesin o işi yapmasına mani olur. Ve o işi yapanları muhafaza eder. Ancak hakikaten o işi yapacak olanlar, azimli olanlar o zorlukları aşıp o işi yapabilirler.
172. Hâkimiyetin tezahürü tasarruf iledir. Hâkimiyet tasarruf ile bilinir. Bunun için Cenab-ı Hakk’ın bu kâinatta tasarruf etmediği bir tek zerre bile yoktur. Bu, hâkimiyetin bir şe’nidir.(gereğidir)
173. Geçimi senin üzerinde olanları sakın kendine yük sanma! Belki sen, onlar sayesinde rızıklanıyorsundur.
174. Ey insan! Allah’ın emrini dinle! Yoksa başın belâdan kurtulmayacaktır.
175. Bu dünyada her şey fanidir; Allah için ve Allah yolunda olanlar hariç.
176. Karını ve kızını açıp saçıp asla sokağa atma! Eğer bunu yaparsan iflah olmazsın.
177. Birisine hitap etmek, onunla konuşmak ona büyük bir iltifattır. İşte, Cenab-ı Hakk’ın insana hitap etmesi, onunla konuşması insana akıl almayacak kadar büyük bir iltifatıdır.
178. Bir şeyde ısrar etme!
İzah: Herhangi bir şeyin olmasını istiyorsun, ancak birçok maniler çıkıyorsa; sakın onda ısrar etme!
179. İzzetle yaşamak istiyorsan nefsine “dur” de!
180. Fakirler içinde bulundukları toplum için bir nimet, bir rahmettirler. Onlar lambadaki eksi kutup gibidirler. Eğer lambada eksi kutup olmasaydı lamba yanmaz ve biz aydınlanamazdık. Fakirler olmasaydı zekat, sadaka ve diğer iyilikler yapılamaz ve bunları yapmakla meydana gelen toplumdaki güzellikler kalmazdı. Ahirete ait pek çok sevap ta kazanılamazdı. Kısaca bu dünyada fakirler ve zenginlerin bulunması gerekir. Ancak zenginler de vazifelerini yapmaları şartı ile. Yoksa hayat fakirler için çekilmez hale gelir ve yarın ahirette zenginler bunun hesabını veremezler.
181. Bir ülkenin en büyük zenginliği ‘akıl’dır ve insanların kafasında bulunur. Bu zenginlik yeraltı ve yer üstü zenginliklerden daha kıymetlidir. Bugün dünyada sözü geçen ülkelerin bunu aklın ürünü olan teknoloji ile elde ettikleri unutulmamalıdır. Bunun için beyin göçü bir ülke için en büyük tehlikedir ve hazinelerinin çalınıp götürülmesinden daha büyük bir kayıptır. Hazineler götürülse herkes harekete geçip mani olmaya çalışır. Hâlbuki yetişmiş insanlarımız, akıllı insanlarımız göz göre göre gitmekte, hatta gitmeye teşvik bile edilmektedirler. Onları götüren ülkeler ne kadar akıllı, onları kaptıranlar ve elleri ile teslim edenler ise ne kadar akılsızdırlar.
182. Ne olur! İbadetin az bir zahmetine katlan! Yoksa çok zahmetler seni bekliyor!
183. Bu dünyada kolay iş yoktur. Bir tek kolay iş vardır; o da severek yaptığın iştir.
184. Bir insan bir şeyi söylemek istemiyorsa, ısrar etme!
185. Başkaların sana nasıl davrandığı önemli değildir.
Önemli olan senin onlara nasıl davrandığındır. İzah: Mesela; birisi aldığı borcu ödemiyor. Bu durumda alacaklı olanlardan birisi ona acır ve alacağını siler, diğeri ödemesi için zaman tanır, bir diğeri hakaret eder, bir diğeri onu döver, bir diğeri kavga eder, bir diğeri gıybet eder, bir diğeri kalkar adamı öldürür ve hakeza. İşte herkes aynı olay karşısında farklı bir davranış sergiler ve böylece herkesin sergilediği davranışa göre seviyesi ve durumu ortaya çıkar.
Öyleyse sen olaylar karşısında nasıl davrandığına dikkat et.
186. Azgınlaşan ve sahibini peşinden sürükleyen nefisler Ramazan-ı Şerifte sakinleştirilerek tekrar sahiplerine teslim edilirler.
187. Hastalıklar Allah’ın elindedir. Dilediğini, dilediğine, dilediği zaman verir. Şifa da O’nun elindedir. Dilediğine, dilediği zaman verir.
188. Hayat bir sahnedir. Her gelen kendi rolünü oynamaktadır. Kimin ne zaman ve nerede sahneye çıkacağına (dünyaya geleceğine), kimin ne zaman ve nerede sahneden ineceğine (öleceğine) bu hayatın sahibi karar verir. Dolayısıyla sen sahneden kendi iradenle inemezsin (yani intihar edemezsin), yada başkasını sahneden zorla indiremezsin. (yani başkasını öldüremezsin)
189. Kişinin giyinme şekli onun hangi ilaha kulluk ettiğini gösterir. Sen kendine bak. Allah’ın emrettiği gibi mi yoksa canın (nefsin) nasıl isterse öyle mi giyiniyorsun?
190. İnsan kul olacak şekilde yaratılmıştır; yâ sadece Allah’a kul olacak, ya da başka her şeye.
191. Canlı olsun cansız olsun bir şeyin kıymeti vazifesini yapmasına bağlıdır. O, vazifeyi yapmaya hazırlanırken, ileride vazifesini yapacağı için; vazifesini bitirdikten sonrada vazifesini yaptığı için kıymetlidir. İnsan da kıymetli olmak için yaratılış gayesine uygun olarak vazifesini yapmak zorundadır. Aksi takdirde bir hiç olur.
192. Her ne halde olursa olsun, sakın hiç kimseyi ayıplama ve hor görme!
193. Şu dünyada Allah’a itaat etmek gibi akıllılık, isyan etmek gibi akılsızlık olamaz!
194. Zaman ahir zamandır. Gemisini kurtaran kaptandır.
Sen kendini ve ehlini kurtarmaya çalış.
195. Bu ahir zaman fitnesinde kadın başrolü oynamaktadır. Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm "Cehennemi gördüm, ehlinin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm" buyurmuştur.
196. Dünyanın ve ahiretin iyiliklerini elde etmek, şerlerinden emin olmak istersen; hata, kusur ve günahlarını gör, bunlar yüzünden ahirette başına gelmesi muhtemel azapları düşün ve netice olarak haramları terk et ve emir dairesinde yaşamaya çalış!
197. Her ne işi yaparsa yapsın, insan ruhunun başarılı olmaya çok ihtiyacı vardır. Başarılı insan bir gül gibi açarken, başarısız insan da bir gül gibi solmaktadır.
198. Her insanın değeri hedefine ve gayesine göre
değişir. “Ben” diyen, menfaatinden başka bir şey düşünmeyen ve nefsinin zevk ve arzularını yerine getirmek için çalışan bir insan zerre gibi küçülürken, gayesi bu kâinat sahibinin rızasını kazanmak olan ve buna göre hareket eden bir insan da güneş gibi yükseklenir, kıymetlenir ve değerlenir.
199. İmam-ı Gazali, Şeyh Abdülkadir-i Geylâni, Mevlâna
Hz’leri, İmam-ı Rabbani Hz’leri, Mevlâna Halid-i Bağdadi Hz’leri, Şeyh Bahaaddin-i Nakşibend Hz’leri, bu asırda eserleri bütün dünya dillerine çevrilen Bediüzzaman Hz’leri gibi milyonlarca insanı irşat eden, asırlarının en büyük âlimleri, en büyük müçtehid ve mürşitleri dört hak mezhepten birine tabi oldukları halde; daha Kur-an’ı Kerimi yüzünden okuyup anlamaktan aciz insanların bir hak mezhebe tabi olmayı red etmeleri ne kadar akılsızlık ve cahilliktir!
200. İzzetle Allah’ın emirlerini yapmazsan, zilletle insanların emirleri altında ezilirsin.
"Ey insan! Eğer yalnız Allah'a abd olsan bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen aciz mahlukata zelil bir abd olursun" Sözler
201. Sıhhat ve afiyet kişinin gafletine, dünyaya sarılmasına, dünyayı sevmesine ve ölmeyecekmiş gibi yaşamasına sebep olur. Hastalık, belâ ve musibetler ise uyanmasına, mutlaka başına gelecek olan ölümü düşünmesine ve ebedi hayat için çalışmasına sebep olur. Bu yüzden hastalıklar, belâ ve musibetler bu dünyada büyük birer nimettirler.
202. İnsanlara hedef göstermeli ve toplum o hedefe doğru sevk edilmelidir. Toplumun bunu yapacak doğru liderlere ihtiyacı vardır. Aksi takdirde o toplum ve o toplumu meydana getiren fertler bozulur gider. 2002 yılı.
203. İman kuvvetlendikçe cesaret artar, iman zayıfladıkça korkaklık artar.
204. Çocuğu asıl büyüten sevgidir. Vücudunun gıdaya, ruhunun sevgiye ihtiyacı vardır.
205. Kadın fıtraten erkeği mutlu edecek şekilde yaratılmıştır. Ancak bu, İslamî bir ortam ve kadının İslamî bir terbiye almış olmasına bağlıdır. Yoksa kadın erkeğe dünyayı zindan eder.
206. Kısa bir yolculuğa çıkarken bile ne kadar hazırlık yapıyoruz. Acaba, neden ebedi yolculuk için hazırlanmıyoruz veya böyle bir yolculuk yokmuş gibi yaşamayı tercih ediyoruz? Hayret!
207. Ne işi yaparsan yap, ama güzel yap. Bu dünyada önemsiz iş olmadığı gibi, herkesin de senin işini güzel yapmana ihtiyacı vardır.
208. Neyin doğru neyin yanlış olduğu Kur’an ile anlaşılabilir. Kur'an ölçü olarak alınmazsa herkese göre değişen doğru ve yanlışlar ortaya çıkar. Bu durumda fikirler karışır, doğru ve yanlışlar ayırt edilemez olur. Bugün fikirlerin karışması, herkese göre doğru ve yanlışların değişmesi bundandır. Kur'an ölçü olarak kabul edilmedikçe bundan kurtulmak ta mümkün değildir.
209. Riski göze almayan başarılı olamaz.
210. Eğer sen komşundan bir şey istemiyorsan ve o da senden bir şey istemiyorsa komşuluğunuz bitmiş demektir.
211. Dünyaya niçin geldiğini ve ne için yaşadığını bilmiyorsan, ne yaparsan yap boşuna yaşıyorsun demektir.
Eğer bir de yanlış biliyorsan o daha da kötüdür.
212. Başkalara yük olma! Eğer onlar sana yük olurlarsa, katlan.
213. Maddi ve manevi terakkilerin tamamı Allah’ın izni ve ilhamı iledir.
214. Dünyevi binde bir tehlike ihtimalini nazara alıp ebedî hayata ait yüzde doksan dokuz tehlike ihtimalini nazara almamak ne kadar akılsızlıktır!
215. İnsanlar görünüşte ne kadar birbirlerine benziyorlar. Hakikatte ise ne kadar birbirlerinden farklıdırlar. Zerre ile güneş gibi.
216. Başkasına yaptığın iyiliği unut, kötülüğü unutma!
Başkasının sana yaptığı kötülüğü unut, iyiliği unutma!
217. Kendi hata ve kusurlarınla uğraş, başkaların hata ve kusurları ile uğraşma!
218. Bu dünyada maddi ve manevi o kadar tuzaklar vardır ki; Ehl-i dünyanın bu tuzaklardan kurtulmaları imkânsızdır. Bu dünyadan salimen Ehlullah ve Ehl-i ahiret geçebilir. Hâttâ onların bu tuzaklardan haberleri bile olmaz.
"Vallahu hayrul mekirin" Enfal 30
219. Hırslı insanın gözü hep daha fazlasındadır. Bu yüzden elindekilerin kıymetini bilip şükür de edemez ve onların keyfini de süremez. Genel olarak istedikleri de eline geçmediğinden hayatını hep şikâyet ederek geçirir.
220. İnsanın övünecek hiç bir şeyi olmadığı gibi, hata ve kusurlarına da nihayet yoktur.
221. Bir yere dinimizin müsaade etmediği tarzda kadın girerse orası bozulmayacak diye aklına gelmesin.
222. Bir yerde açık kadın ve içki varsa o yol şeytan yoludur.
223. Evleneceğin kadının nasıl bir yuva kuracağını öğrenmek istersen çıktığı aileye bak.
224. İnsan içinde yaşadığı çevreden etkilenir. Bunun için haramların yaygın olarak işlendiği yerlerde durma!
İzah: Bu mesele son derece önemli bir meseledir.
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm kendisinden önceki zamanlarda yaşamış ve 99 kişiyi öldürmüş bir kişiden haber vererek bu kişinin tövbe etmek için birisine gittiğini bu adamın "tövben kabul olmaz" demesi üzerine o adamı da öldürdüğünü haber vermiştir. Bu adama bir başkası "tövben kabul olur ancak sen içinde bulunduğun yeri terk ederek iyi insanların yaşadığı beldeye git" demesi üzerine bu adam iyi insanların yaşadığı beldeye doğru yola çıkmış ancak yolda ölmüştür. Yarı yolu geçtiği için de bu adamı 100 adamı öldürmüş olmasına rağmen azap melekleri değil rahmet melekleri alıp götürmüştür.
Nisa Suresi 97.ci ayetinde şöyle buyurulmuştur: "Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işde idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah'ın yer yüzü geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir."
Demek insan iyi bir kişi de olsa kötülerin yanında dura dura onlar gibi kötü olmaktadır. Bu yüzden eğer insan kötülerin, isyan edenlerin, haram işleyenlerin beldelerinde yaşıyorsa onlardan etkilenir. Bu yüzden eğer gücü yetiyorsa mutlaka Allah'ın emir ve yasaklarına uyan iyi insanların bulunduğu yerlere hicret etmelidir.
225. Dünya imtihan dünyasıdır. Çevremizde olan her hadise bir imtihan veya bu imtihanın bir parçasıdır. Bütün olaylarda dinimize göre hareket edersen kazanırsın, kafana göre hareket edersen kaybedersin.
226. Ümid; insanı maddi ve manevi cihazları ile beraber harekete geçirir. Bunun için ümidleri olan insanlar sıhhatli, neş’eli ve güçlü olurlar.
Ye’s (ümidsizlik) ise insanı maddi ve manevi cihazları ile beraber durdurur, söndürür ve dumura uğratır. Bunun için insan hayatında ümidsizliğe yer yoktur.
Bediüzzaman hazretleri “insanları canlandıran ümid, öldüren ye’s’dir” buyurmuşlardır. Yıllarca sıhhatli bir şekilde çalışan kişilerin emekli olduktan sonra sıhhatlerini kaybetmelerinin, maddi ve manevi sıkıntılara düçar olmalarının bir sebebi de budur.
227. “Ben gerçekten ebedi hayata hazırlanıyor muyum?” diye arada bir kendine sor.
228. Geçici, fani dünya için ne kadar çalışıyorsun; ebedi ahiret için ne kadar çalışıyorsun?
229. Hamsi de balıktır, balina da. Amma aralarında ne kadar fark var. Er de askerdir, general de. Amma birbirlerinden ne kadar da uzaktırlar. Kâinatı arkasına alıp huzuru ilahiye çıkıp bütün mahlûkat ve mevcudatın ibadetlerini dergah-ı ilahiyyeye arz ederek halifeyi arz olduğunu gösteren, Rububiyyet-i külliyye-i ilahiyyeye karşı ubudiyet-i külliye-i insaniye ile mukabele eden ve bu kainatın bir meyvesi olan insan da bir insandır, attığı bir bomba ile binlerce insanı katleden bir canavar da insandır. Her ikisi de insandır, amma ikisi arasında ne kadar fark vardır. Bunun için “Ben de insanım” diyenlere karşı sen yine de dikkatli ol! Çünkü bu dünyada her çeşit insan vardır.
230. Dünya herkes için aynı dünya değil ki; kimisine cennet köşkü, kimisine de zindan.
231. Başımıza gelen veya çevremizde olan olaylar hakikat âlemini anlayabilmemiz için küçük birer ölçüdür. Mesela; Sen görmeden iş yapamıyorsun. Demek bu kâinatta bu kadar harika işleri ve eserleri yapan zat ta görüyor ve görerek bu işleri yapıyor. Mesela; Sen bir işi bilerek ve bir güç kullanarak yapıyorsun. Demek bu kâinatı ve bu işleri yapan zat ta bilerek ve kudret ile bu işleri yapıyor ve hakeza…
232. Bu alemi bize ders veren peygamberimiz Hz.Muhammed Aleyhissalâtu Vesselâm'dır. O’nu dinlemeyen bu âlemden bir şey anlamadan göçer gider.
233. Bizim için esas olan içinde bulunduğumuz yerde ve şartlarda İslam’ı yaşamak ve gereğine göre hareket ederek onu tebliğ etmektir.
234. Görmek yetmez, bilmek gerek.
İzah:Hızır Aleyhisselam’ı yolda görsen fakat Hızır as olduğunu bilmesen belkide selam bile vermeden geçersin. Amma Onun Hızır as olduğunu bilsen ne yapacağını şaşırırsın. Demek görmek yetmiyor, aynı zamanda bilmek te gerekiyor.
235. Bazı bulutlar geçerken bol rahmet bırakır öyle geçerler. Bu rahmetten yeryüzünde rengarenk çiçekler açar, meyveler meydana gelir.
Aynen öyle de; aylar içinde Ramazan ayı gelip geçerken öyle rahmet bırakır ki, o ayda mü’minlerin günahları temizlenir, mevcut güzel kabiliyetleri inkişaf eder, kötü duyguları frenlenir ve ebedi hayat için bol bol sevap kazanırlar. Âlemi İslam onunla değişir, başka bir âlem olur. 2004 yılı.
236. Bir yerde daima duygularına hitap ediliyorsa orada durma! Zira orada istikametli karar verip doğru hareket edemezsin ve sen, eninde sonunda gerçek hayatla da yüz yüze gelirsin.
237. Ufak işlerin peşine düşme, küçülürsün.
238. Allah’ın mülküne ve idaresine karışma! Mekke’de ve
Medine’de hiç karışma! 2004 yılı
239. Hata, kusur ve günahlar insanın terakkisinin zembereğidir. İnsanın hata, kusur ve günahlarının sonu olmadığı için terakkisine de nihayet yoktur.
240. Geçici olan dünya ile ne kadar meşgulsün, ebedi olan Ahiret ile ne kadar meşgulsün?
241. Ben bir hiçim. Ben de ve bütün kâinatta bulunan güzellik ve kemalâtların hepsi Allah’a aittir. Kâinatta bulunan bütün çirkinlik ve kusurlar tabiata; ben de bulunan bütün hata, kusur ve günahlar ise nefsime aittir.
242. Esas olan hedefe ulaşmak değil, ulaşmak için yaşanılan süreç ve o süreç içerisinde söylenen sözler, sergilenen tavırlar ve yapılan hareketlerdir. Bunun için birçok yanlış işler ve zulümler de olması gerekir ki, kimin nasıl bir insan olduğu ortaya çıksın ve bunlar ebedi hayat ve hesap için muhafaza edilsin. Eğer her şey tıkır tıkır yürüseydi bu dünya hayatından istenen neticeler elde edilemezdi.
243. Akrabalık ilişkilerinin kopmasının sebebi Allah’ın kanunlarının tatbik edilmemesi, bahusus mirasın dinimize göre paylaştırılmamasıdır. Akrabalık bağlarını, daha doğrusu toplumu birbirine bağlayan ve oto kontrolü sağlayan bağları İslamiyeti devlet ve toplum hayatından çıkaranlar koparmıştır. Onların, toplumdaki bugünkü olumsuz tablodan şikâyet etmeye hakları olmadığı gibi, toplumu bu hale getirmenin hesabını da vereceklerdir.
244. Durgun su kokuşur, akan su kokuşmaz. Hareketsiz bir toplum da içten içe bozulmaya başlar. İslamiyet ise topluma öyle bir hareket verir ki, kokuşmasına fırsat olmaz. Günde beş vakit namaz, yılda bir ay oruç, her sene hacıların hacca gitmesi, kurban kesmek, cenazede bulunmak, hastaları ziyaret vs gibi... Özellikle cihad topluma öyle bir hareketlilik verir ki...
245. İslam ülkesinin kılıcı elinde olur. İslam âleminin birliği ve İslam kardeşliğinin tesisi cihad ile mümkündür. Cihadın terk edilmesi kıyamet alametlerindendir ve bugün Âlem-i İslam’ın zillete düşmesinin de sebebidir.
246. Allah Celle Celâluhu “kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyuruyor. Mâlesef bizler kendi elimizle kendimizi tehlikeye attık. Zira maddi cihadı terk ettik. Düştük dünyanın peşine. Âlem-i İslam’ın bugünkü zilletinin bir sebebi de budur.
247. Sakın! İnsanların dış görünüşlerine bakıp aldanma!
Bakabilirsen şahs-ı manevilerine bak ve ona göre davran! Yoksa yanlış edersin. Bu hatayı ilk yapan şeytandır. Zira o insanın dış görünüşüne baktı ve secde etmekten kaçındı. Geçmişte pek çok insanlar gönderilen peygamberlerin dış görünüşlerine baktılar ve "Onlarda bizim gibi insan" diyerek onları dinlemediler. Neticede helâk olup gittiler. Bugün de aynı şey geçerlidir. Öyle insanlar var ki görünüşleri bizim gibi amma dev uçağı uçuruyor, beynin içinde ameliyat yapıyor, yüz milyonluk ülkeleri idare ediyor ve hakeza.. Öyleyse sen, insanların dış görünüşlerine bakarak " o da benim gibi bir insan" deme!. Onların yaptıkları işlere bak ve ona göre davran...
248. Surete değil, sirete bak!İzah: Sadece görünüşe bakma; kişinin yaptığı hareketlere, söz ve davranışlarına, ahlakına bak ve ona göre davran.
249. Nazarını afaktan nefsine çevir!İzah: Çevrenle ve hatta memleket meseleleri ile meşgul olayım derken kendini unutma! Çünkü ölüm seni unutmaz ve sen, bütün yaptıklarından ve söylediklerinden hesaba çekilirsin. Bu gerçeği bil ve ona göre hareket et!
Bak! Bu konuda Rabbimiz ne buyuruyor:
Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir. Haşr 19
250. Senin üzerinde sonsuz nimetler vardır. Ne kadarının farkındasın?
"Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız sayamazsınız" İbrahim
34
251. Bir şey olmuşsa, artık olmuştur ve öyle olacağı kaderde de yazılıdır. ‘Şöyle olsaydı, böyle olsaydı’ diye söylenip durma! Onu meydana getiren sebeplere de fazla yüklenme. Olacakla öleceğe çare yoktur. Sen, o durumda dinimiz nasıl diyorsa ona göre hareket et!
252. Sahabeler; Peygamberimiz Aleyhissalâtu
Vesselâm onların başlarına geçmesiyle peygamberlerden sonraki en yüksek makama yükseldiler. Eğer öyle olmasaydı fetret dönemi adamı olacaklardı. Bunda büyük bir sır var! 2004 yılı
253. Küçükler büyüklere hürmet eder, saygı gösterirlerse hem kendileri, hem de saygı gösterilenler değer kazanır. Eğer küçükler büyükleri saymaz, onlara gereken hürmeti göstermezlerse hepsi birden değerlerini kaybederler. Dolayısıyla onlardan meydana gelen toplumun da değeri olmaz.
254. Kâinatın yaratılış sırrı ve insanın yaratılış hikmeti Kâbe’de, bahusus Hac’ta ve Ramazan ayında fiilen tezahür etmektedir. Bu şekilde İslam bütün dünyaya fiilen tebliğ edilmektedir. 2004 yılı
255. Çocukların çok sevimli yaratılmalarının bir hikmeti de onların sevilmeye çok ihtiyaçlarının olmasındandır. Onları sevgi büyütür. Kadınlar içinde aynı şey geçerlidir.
256. Dua; ibadetin ve kulluğun son mertebesidir. Yüce Allah Celle Celâluhu şöyle buyurdu:"De ki 'Eğer duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Furkan suresi 77.
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm şöyle buyurdu:"Allahu teâla Hz.lerinin fazlından isteyin. Zira
Allah kendisinden istenmesini sever."
"Allahu Teâla Hz.leri kendisinden istemeyene gazap eder."Tirmizi
257. Müslüman ülkelerde Müslüman çocuklarına yabancı dil olarak Arapça öğretilmelidir. Çünkü her müslüman hergün arapça ile iç içedir. Diğer diller ise ihtiyaç miktarı özel olarak öğretilmelidir.
258. Allah Celle Celâluhu ile aran iyiyse senin için ne gam ne keder. Eğer iyi değilse… Çünkü güldüren de ağlatan da O’dur.
259. Herkes güya para kazanmak için çalışıyor. Aslında herkes bir hizmeti deruhte ediyor.
260. Her şeyi düzelteceğim diye boşuna uğraşma! O işler öyle olacaktır, çekilecek çile vardır.
261. Mekke ve Medine’de nefisler bağlanır ve ruhlar kemalâta sevk edilir. 2004 yılı
262. Bir yerde veya bir toplumda sana maddenden dolayı (para, makam, güzellik, mal, kuvvet gibi) değer veriliyorsa orada veya o toplumun içinde durma!
263. Sabır sıkıntı çekmekle elde edilir. Bu yüzden hayat şartlarının zor olduğu yerlerin insanları sabırlı olur.
264. Mekke’de çevrenizden size hep iyilik geliyor. Bu da sizdeki güzel duyguları harekete geçiriyor. İnsandaki kötü duygular ise uykuya dalıyor. 2004 yılı.
265. Allah Celle Celâluhu benden razı olmadıktan sonra bütün dünya benim olsa ne kıymeti var? O benden razı olduktan sonra ise her şey ve her yer güzeldir ve ben de mutluyumdur.
266. Ben Allah’a kulluk etmekle aklın dahi hayâl edemeyeceği nimetlere kavuştum. Ey müslümanım deyip te isyandan başka bir şey bilmeyenler! Söyleyin, siz isyan etmekle ne kazandınız?
267. Mekke’de madde insana hizmet ediyor, Türkiye’de insan maddeye hizmet ediyor.
268. Özellikle hac zamanı Kâbe ve arafattaki mü’minler Ümmet-i Muhammed’in küçük bir nûmunesini oluştururlar.
269. Bir kanuna uygun hareket etmek o kanunu koyana itaat etmek anlamına gelir. Bütün ilimlerin şehadetiyle zerrelerden kürelere kadar her şey kâinattaki şeriat-ı fıtriye denilen kanunlara göre hareket ederek, o kanunların sahibine itaat ettiklerini göstermektedirler. Öyleyse, ey insan! Sen de bütün kâinatın kendisine itaat ettiği Zat’a itaat et, isyan ederek başını kaldırma!
270. Birisine yapmadığı bir şeyi ‘Yaptı’ demek, ona büyük bir iftiradır. Allah’ın yarattığı kâinata ‘Tabiat’ namını verip sonra da bu mahlûkatı ‘Tabiat yarattı’ demek; kâinata karşı büyük bir iftiradır ve kâinat bu iftirayı atanlara karşı hiddete gelmektedir. Ve yarın ahirette bu iftirayı atanlardan davacı olacaktır. Bu iftirayı atanların o gün vay haline!
271. Bu insan bir müddet önce yoktan var edildiğini, bir müddet sonrada yok olacağını gözüyle gördüğü halde nasıl oluyor da hiçbir şey yokmuş gibi davranabiliyor, hayret!
272. Ey kâfirler! Sizler ne yaparsanız yapın, İslamiyet kıyamete kadar devam edecek ve müslümanlar da var olmaya devam edeceklerdir. Çünkü bu dinin de, bu
Müslümanların da sahibi, bu kâinatın sahibi olan Allah’tır.
2004 yılı
273. Diller ayrı ayrı olsa da, söyledikleri hep aynıdır. Yani; aynı şeyi değişik kelimelerle ifade ederler.
Mesela; Türkçede çiçek; ingilizcede flower, Arapçada zehratun, Almancada blume’dur. Başka dillerde başka kelimelerdir. Ayrı kelimelerle aynı şeyi kast ederler. İşte, farklı dil demek, aynı şeyi farklı kelimelerle ifade etmek demektir.
274. Büyüklere hürmet edilebilmesi için onların da büyüklüğün gereğini yapmaları gerekir.
275. Bu dünyanın yükünü zenginler çeker.
Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm "Zenginlere merhamet ediniz" buyurmuştur. Ebudderda.
276. Müslümanın ölüsü bile rahmettir. Cenaze namazını kılan herkese birer kırat (Uhud dağı kadar) sevap kazandırır. Eğer defn etmeye de giderse iki kırat.
277. Müslümanın ölüsüne verilen değere bak ki; yıl on iki ay, yirmi dört saat, -farz namazlar hariç- hiç durmadan devam eden Kâbe’nin etrafında ki tavaf, müslümanın cenaze namazı için duruyor.
278. İslamiyet ne kadar çok yaşanırsa güzelliği de o kadar ortaya çıkıyor, görülüyor ve anlaşılıyor. 2004 yılı
279. Rabbin ile aranı düzelt ve düzgün olarak devam etmesine dikkat et. Zira senin dünya ve ahiret saadetin buna bağlıdır.
280. Bir şeyde Allah‘ın kesin hükmü varsa o konuda fikir yürütmek bir müslümanda olmaz.
281. Namazsız bir islamî hayat, namazsız bir müslüman, namazsız bir müslüman aile, namazsız bir İslam toplumu düşünülemez.
282. Zor şartlar insanların kaynaşmasına sebep olur.
283. Sen, Mekke’ye ve Medine’ye git ve gel. Oralarda kimselere karışma! Oralar çok özel yerlerdir ve hizmet edenleri de öyledir.
284. Mescid-ül Harameyn’de askerden polis ve hizmetlisine kadar herkesin hacılara son derece kibar, nazik ve anlayışlı davranmaları her türlü takdire şayandır. 2004 yılı.
285. Mescid-ül Harameyn olması gerektiği gibidir, karışma! Oralara nice kalbi kırık, en küçük bir şeyden alınacak sevgili kullar gitmektedir. Allah Celle Celâluhu oralara uygun hizmet edecekleri, oralarda istihdam etmektedir.
2004 yılı
286. Açık kadınlar ve teknolojiye karşı dayanamadık.
Onlarla bizi yıktılar.
287. Çocuk etrafında hep iyilik ve güzel hareketler görmeli ki, ondaki güzel duygular uyansın ve gelişsin. Böylece büyüyünce iyi düşünen ve iyi şeyler yapan birisi olur. Eğer, hep kötülük ve kötü muameleler görürse, sevgisiz büyürse kötü duyguları gelişir, toplum için zararlı ve problemli bir insan olur.
288. Ülkemizde İslam’ın ve Müslümanların önünü kesmek için uğraşanların soyunu-sopunu araştıracak bir kurum oluşturulmalıdır. Çünkü bu ülkede ismi bizden olan nice Rum, Ermeni, Yahudi ve dönmeler vardır ve dış bağlantıları ile de ülkemizde son derece etkilidirler.
289. İslamiyet insanın maddi ve manevi bütün ihtiyaçlarını meşru dairede tatmin etmiştir. İslamiyetten uzak olan ehl-i dalâlet ise sinema, tiyatro, müzik ve benzeri şeylerle insanları tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Netice ortadadır.
Hangi tarafın insanı mutlu ve huzurlu?
290. Onlar - peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm ve ashabı ile beraber bu güne kadar İslam’a hizmet edenlerin hepsi- mallarını ve canlarını ortaya koyarak İslamiyet davasında vazifelerini yaptılar ve gittiler. Ve o davayı emanet olarak sana bıraktılar. Onları yükselten bu davaya olan hizmetleridir. Şimdi sıra sende. Sen bu davanın ve emanetin ne kadar farkındasın?
291. İnsan fıtratında iyi ve kötü duygular vardır. İslamiyet iyi duyguları inkişaf ettirir, kötü duyguları ise frenler. Küfür ise tam tersi; iyi duyguları frenler ve kötü duyguları harekete geçirir. Bizim toplumumuzda kötülüklerin gittikçe artmasının sebebi budur. Bizim toplumumuz bilerek ve isteyerek islamiyetten uzaklaştırılmış ve hâlâ da uzaklaştırmaya devam edilmektedir. Netice olarak bugün geldiğimiz nokta ortadadır.
292. Hacca gidecekler peşinen pek çok sıkıntıyla karşılaşacaklarını bilmelidirler. Bu imtihanın bir gereğidir. Yapılacak şey sabırdır. Bu yüzden bu yolda "Ya hacı, sabır..." sözü meşhur olmuştur. 2004 yılı
293. Müslümanların İslam davası şuurundan uzaklaşmaları için ne gerekiyorsa yapılmış ve yapılmaktadır. Arada bir şuurlu olan çıkarsa, o kişi hapishanelerde, mahkemelerde süründürülerek etkisiz hale getirilir. Ayrıca, hakkında bir sürü iftira kampanyaları açılarak müslümanların O’nu dinlemesine mani olunur. Onlar, şuursuz müslüman ne kadar çok olursa olsun endişe etmezler. Zira onlar da bilirler ki şuursuz müslümandan bir şey çıkmaz. Bunun için onlar, namaz kılan, oruç tutan, hacca gidenlerden pek rahatsız olmazlar. Amma “Kur’an, hayatın her safhasında tatbik edilmelidir” diyenlerden şiddetle rahatsız olurlar.
İşte, irtica diye yapılan bütün hücumlar Kur’an’ın, bütün hükümleriyle hayata tatbik edilmesini önlemek içindir. Dünyadaki herhangi bir ülkenin dahi bu hükümleri tatbik etmesine tahammülleri yoktur. İşte kâfirlik budur.
294. İslamiyet hayatın her alanını ihata etmiştir. Şurada uygulansın, burada uygulanmasın gibi bir fikir islamî olamaz.
295. İman ve farz ibadetlerden sonra en lazım olan maddi cihaddır. Alem-i İslam cihadsız düşünülemez. Maddi cihadın terk edilmesi kıyamet alâmetlerinden olup zillete düşmeye de sebeptir.
296. Bir iyilik, başka iyiliklerin meydana gelmesine sebep olur. Keza, bir kötülük te başka kötülüklerin meydana gelmesine sebep olur. Öyleyse yapılacak iş, iyilikleri artırmak ve kötülüklere iyilikle mukabele ederek kötülüklerin önünü kesmektir.
297. Güzel ahlaklı olabilmek için sabırlı olmak şarttır. Kötü ahlak sabırsızlıkla beraberdir.
298. İman insanın iç ve dış dünyasını bir nevi cennete çevirir. Küfür ve isyan ise insanın iç ve dış dünyasını bir nevi cehenneme çevirir. Bunun içindir ki iman edip salih amel işleyenler daima hayatlarından memnun, iman etmeyen ve salih amel işlemeyenler ise daima hayatlarından şikâyetçidirler.
299. Bizim peygamberimiz Hz.Muhammed Aleyhissalâtu Vesselâm'dır. Kim ki O’nun ümmeti olarak ahirete intikal ederse mutlaka kurtulur. Ümmetçiliği suç sayanların kulakları çınlasın.
300. Allah Celle Celâluhu sevdiği kulu kendisi ile meşgul eder, dünya ile değil.
301. Bu dünyada kiminle isen, kimleri sevip benimsiyorsan ahirette de onlarla olursun. Bunun için şimdiden kimlerle beraber olduğuna, kimleri sevip benimsediğine dikkat et!
302. Hepsi Allah'ın verdiği, O’nun vermediği ne var ki!
303. Bir şeyi yapmaya azmedersen büyük ihtimâl başarırsın. Tereddüt ve kararsızlık daha baştan başarısızlığı kabul etmek demektir.
304. Cenab-ı Hakk’ın seni ne kadar sevdiğini anlamak istersen O’nu ne kadar andığına bak. Allah’ın bir kişiye kendisini anmayı nasip etmemesi o kişiye ceza olarak yeter. Kulun farzları bile yapamaması onun ne kadar Allah’tan uzak olduğunu gösterir.
305. Allah’ın kula kendisini anmayı nasip etmemesi en büyük cezadır. Hele farzları da yapamıyorsa otursun kara kara düşünsün.
306. Allah’ı anmak ne büyük şeydir!(ayet meali) Herkese nasip olur mu?
307. Allah Celle Celâluhu sana kendisini anmayı nasip etmişse daha ne istiyorsun?
308. Allah’ı anmak sana ne kadar nasip oluyor?
309. Bilerek haramlara, günahlara girme! Amma bilerek onları terk et!
310. Her şeyimizde istikametli olabilmemiz için nazarımızın ahirette olması şarttır. Yani sen, seni cennete götürecek şeyleri yapar, cehenneme götürecek şeyleri de terk edersen mesele bitmiştir.
311. Sakın nazarını Cenab-ı Hak’tan ve O’nun rızasından ayırma! Mahlûkatına çevirme!
312. Mümkünse şahısları hiç ağzına alma ve kendi şahsını da öne çıkarma!
313. Hata, kusur ve günahlarına iyi sahip çık ve onlara iyi yapış. Zira sen, şeytan gibi böbürlenmekten ve kendini beğenmekten onlar sayesinde kurtulabilirsin.
314. Yüz defa hacca gitsen yine de kendine güvenme! Zira garanti yoktur. Ne kadar günah işlemiş olursan ol ümidini kesme! Zira tövbe kapısı açıktır. Ancak, şunu da bil ki itaat yolu cennete, isyan yolu cehenneme götürür.
315. Bu dünyada iyi ki ölüm var. Eğer ölüm olmasaydı bu dünya böyle güzel olmazdı.
316. Kadın eşittir çocuk. Eğer onu çocuk gibi avutursan hem rahat edersin, hem de mutlu olursun. Onu sevdiğini de arada bir hissettirmek şartı ile.
317. Toplumdaki manen ölü olanlar ile diri olanları anlamak istersen sabah namazı vaktinde bak. Allah’ın ‘kalk’ emriyle kalkan ve farz olan namazı kılanlar diri, yatanlar ise ölüdürler.
"Eğer değilsen ölü, dur erte (sabah) namazına" Yunus Emre
318. Sen büyüklüğün gereğini yaparsan saygı görürsün, küçüklüğün gereğini yaparsan şefkat ve yardım görürsün.
319. Başkasının parası kolay harcanır.
320. Bugün ne yapacaksan yap! İleride şunu yapacağım, bunu yapacağım diye kendini avutma! Unutma ki, bugün de bir zamanlar gelecek idi.
321. Allah’a itaat eden hür, nefsine itaat eden esir olur.
322. İnsanın içi gülecek ki, dışı da gülsün.
323. Suret, görünüş önemli amma siret (ahlak) çok daha fazla önemlidir. Onun için sen suretten çok sirete bak!
324. Kork Allah’tan, kurtul başkaların korkusundan.
İzah: Allah Celle Celâluhu "Ey kullarım! Benden
korkun" buyurmuştur. Zümer suresi 16. Her Cuma günü hutbede "Allah'tan korkun" ayetinin okunması şarttır. Nasıl korkmayacaksın ki Cenab-ı Hak Kur'an'ı Kerim'de " Andolsun ki cehennemi cinlerin ve insanların hepsi ile dolduracağım" buyurmuştur. Hud Suresi 119
Korkmanın faydası ise pek çoktur. Allah'tan korkan daha dünya hayatında iken başkaların korkusundan ve olayların tazyikinden kurtularak peşin bir mükâfat alır. Ahirette ise pek çok mükâfat onu beklemektedir. Allah Celle Celâluhu dünyada kendisinden korkanları ahirette korkutmayacağına söz vermiştir. Ayrıca "Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet vardır" Rahman Suresi 46, gibi pek çok müjde de vardır.
325. Lider veya dava adamı içinde bulunduğu şartlara teslim olmayan, aksine o şartları değiştirebilen insandır.
Atasözü
326. Sen herkesin seviyesine ve içinde bulunduğu duruma göre konuşup muamele edebilirsen gerçekten ‘olgun bir adamsın’ demektir.
_________________________________________
_______________
Buraya kadar yazılmış olan sözler tahminen 1991 yılı ile 2007 yılı arasında yazılmış olan sözlerdir.
Yazılma sırasına göre sıralanmıştır.
_________________________________________
_______________
327. Hayat dostlarla güzeldir. Öyleyse, dostların kıymetini bilmek gerek.
328. Irk var, ırkçılık yoktur. Yarın ahirette hangi ırktan olduğunun hiçbir önemi olmayacaktır. Cehenneme ilk gidecek gruplardan biri de ırkçılık yapanlar olacaktır.
329. Kavuşmak zevkini alabilmek için ayrılık elemini çekmek gerek.
330. Her meselede yapılacak ilk iş doğru teşhis koymaktır.
Teşhis doğru konduktan sonra gerisi gelir.
331. Bu dünya tek başına bir adama verilse yine de onu tatmin etmez. Nerde kaldı ki milyarlarca insanı tatmin etsin.
332. Görünüşe aldanma! Gerçek başka olabilir. İzah: Çok sağlam gördüğün bir bina çürük olabilir, çok mutlu görünen bir kişi mutsuz olabilir, çok doğru ve dürüst görünen birisi çok sahtekar olabilir, görünüşü çok güzel bir müslüman içi kâfir olabilir, yüksek makamlarda büyük hizmetler yapıyor görünen birisi menfaati için ülkesini satan bir hain olabilir ve hakeza...
Eskiler ne güzel söylemişler" Dışı seni yakar, içi beni"
333. Bir kişinin neyi sevdiğini anlamak istersen neden bahsettiğine bak. 2008 yılı
334. Her gördüğünü insan sanma. Onların içinde çok canavarlar vardır.
"Ahir zamanda şeytanlar insan şeklinde görünecek, çarşıda pazarda gezeceklerdir" Hadis-i Şerif
335. Akıllı bir adamın bu dünyada keyf etmesi mümkün değildir. Allah Celle Celâluhu “ Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz” buyuruyor. Necm 60
336. Erkek adam ağlar. Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm'ın ağladığını ve “Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” dediğini hiç duymadınız mı?
337. Gıybet, bir toplumu çökertir.
İzah: Gıybeti yapılan kişinin eksik, hata ve kusurları ortaya dökülür ve herkes onları öğrenir. Bu durumda artık o kimsenin o insanların nazarında kıymeti kalmaz. Hergün başka bir kişinin gıybeti yapılırsa o toplumda gıybeti yapılmayan, ayıp, kusur ve hataları bilinmeyen kimse kalmaz. Bu durumda herkes herkesin hata, kusur ve ayıplarını bilir. Böyle olunca o toplumdaki fertlerin kıymeti ve dolayısıyla da onların meydana getirdiği toplumun değeri kalmaz.
İşte bir toplumun insanları gıybet etmekle aslında kendi kendilerini mahv etmektedirler. Hata, kusur elbette olacak.
Şehirlerdeki kanalizasyon gibi. Amma o açıktan akmayacak. Açığa çıkarsa o şehirde nasıl yaşanır? Hata, kusur ve günahlar manevi pisliklerdir. Eğer bu pislikler gıybet ile ortaya çıkarılırsa o toplumda nasıl yaşanır? İşte bunun gibi nice hikmetlerden dolayı gıybet dinimizde şiddetle yasaklanmıştır.
338. İdareci ne kadar mükemmel ise problem de o kadar az olur. Son derece mükemmel olan Allah’ın idaresinde ise problem olmadığından idare eden yok sanılır.
339. Açık kadın ve içki şeytan yolunun iki olmazsa olmazıdır. Bu yüzden bu iki meselede din düşmanları asla taviz vermezler. Bu iki mesele müslümanların da günümüz tabirince kırmızı çizgisidir.
340. Kötülüklere müdahale ederek önlemeye çalışın. Yoksa eninde sonunda o kötülükler sizi de bulacaktır.
341. Ne kadar ileriyi düşünerek hareket ediyorsan o kadar akıllı bir adamsın demektir. Eğer, yarını bile düşünmeden günü birlik yaşıyorsan hayvandan farkın yoktur.
342. Elbette haramları işlerken bir zevk alıyorsun. Amma unutma ki o balın içinde zehir vardır.
343. Liderlik en küçük bir adamı bile en iyi şekilde değerlendirebilme san’atıdır.
344. İdareci başarılı olabilmek için ceza ve mükâfatı yerinde ve zamanında kullanmayı bilmelidir. Ceza ve mükâfatı yerinde ve zamanında kullanamayan idareciler başarısız olurlar!
345. Mühim olan uzun yaşamak değil, YAŞAMAK’tır. İzah: Hz.Fatıma validemiz 26 yaşında vefat etmiştir amma, cennet hatunlarının seyyidesidir ve yarın kıyamet gününde cennete geçinceye kadar bütün kıyamet ehline başlarını öne eğmeleri emredilecektir.
346. Yaptığın işin zorluklarına bakarak kendini üzme!
Onun geçici olduğunu düşünürsen rahat edersin.
347. Anne çocuğuna vurdukça çocuk yine annesine sarılır. Çünkü onun için en şefkatli sine yine orasıdır. Biz büyükler de Allah’tan belâ ve musibet geldikçe yine O’na yönelmeli ve koşmalıyız. Bizim de O’ndan başka gidecek yerimiz yoktur. Belâ ve musibetler bizi daha çok Allah’a yönlendirmelidir.
348. Her istediğiniz olursa mutsuz olursunuz.
İzah: İnsan bazı şeylerin özlemini çekmeli, bazı şeyler için çalışmalı ve onları elde edince sevinmeli ki hayatın bir anlamı olsun. Yoksa her istediğini hem de hiçbir zahmet çekmeden elde ederse o zaman hayatın bir anlamı kalmaz ve kişi bunalıma girer.Yapılan istatistiklere göre en çok intihar edenler en zengin ülkelerin insanları olup, her istediklerini kolayca elde eden insanlardır.
349. Mutlu olmak istiyorsan etrafındakiler ile ilgilen, onlara iyilik et. Buna hayvanlar, hatta cansızlar bile dahildir.
İnsanlara iyilik yaptığınız zaman onların nasıl memnun ve mutlu olduklarını görürsünüz. Onların bu memnuniyet ve mutlulukları hemen mutluluk olarak size yansır. Hayvanlara iyilik yaparsan onlar da memnun olur ve seni mutlu edecek şekilde hareket ederler.
Amma cansızlara gelince; mesela, arabanızın bakımını güzel yapsanız, temizleyip silseniz o da size gülümseyecek ve sizi istediğiniz yere güzel bir şekilde ulaştırarak o da sizi mutlu edecektir.
350. Başarısız idarecinin başarısızlığının bir sebebi de yerinde ve zamanında ceza vermeyi bilmediğinden ya da ceza vermeye gücü yetmediğindendir.
350. Başarısız idarecinin başarısızlığının bir sebebi de yerinde ve zamanında ceza vermeyi bilmediğinden ya da ceza vermeye gücü yetmediğindendir.
351. Haberler dünyaya ve ahirete ait olmak üzere ikiye ayrılır. Sadece dünyaya ait haberlere merak edip dinlemek, ahirete ait haberlere ise hiç ilgi göstermemek akıllı bir insanın yapacağı iş değildir.
352. Doğruyu konuşmak için iki kişi gerekir: Doğru söyleyen ve doğru anlayan. Atasözü
353. Herkesin sana dost olmasını istersen, nefsine düşman ol.
354. Dünyanın sıkıntıları, belâ ve musibetleri yüzümüzü dünyaya dönmemize mani olur. Daha çok gideceğimiz âlem için çalışmamızı sağlar. Dünyada belâ ve musibetlerin çok olmasının bir hikmeti de budur.
355. Herkesin imtihanı kendisine göredir. Önceki zamanlarda kolaymış, şimdi zor, veya başkaların imtihanı kolay benimki zor zannetme! İmtihanı yapan hep aynıdır ve O işini mükemmel yapar.
356. Eğer bu dünyada ayrılık olmasaydı bir şey anlaşılmazdı. Ayrılıkların büyük hikmetleri vardır.
357. Allah’ı bulan her şeyi bulmuştur. O’nu kaybeden ise her şeyi kaybetmiştir.
358. İnsan doğru bildiğini savunur, amma o bildiği her zaman doğru olmayabilir!.. Yıllar önce hararetle savunduğunuz fikirlerin zaman içinde yanlış olduğunu anladığınız çok olmuştur. Belki herkesin hayatında az-çok böyle şeyler vardır. Öyleyse, bugün de savunduğun şeylere dikkat et! Onlar da yanlış olabilir.
359. Hakkın olmayan bir şeyi sakın alma! Fazlası ile götürür.
360. Nefis ve kadın; eğer onları eğitebilir ve sahip olabilirsen onlardan çok istifade edersin. Yok, eğer onların etkisine girersen dünyada ve ahirette perişan olursun. “Karı kulu yüz üstü sürünsün” hadis-i şerifini unutma!
361. Sıkıntılar kâmil insanların gıdasıdır. Onlar sıkıntıları kesilirse benzini bitmiş araba gibi yolda kalırlar. Geçmişte sıkıntıları kesilen bazı kâmil insanların: “Acaba ne hata ettik” diye endişe etmelerinin sebebi budur. İnsanlar ise onların neden sıkıntı çekmeyi istediklerini anlayamazlar. Öyle yâ… Bütün arzusu dünyada rahat etmek olan bir insan sıkıntı çekmek isteyenin halini nasıl anlasın?
362. Erkeğin üç büyük düşmanı vardır; kadın, nefis ve şeytan. Cennette bunlar Âdem Aleyhisselam’ın etrafında toplandılar ve O’nun yasak olan meyveyi yemesine ve cennetten çıkarılmasına sebep oldular.
363. Bağırıp çağıranlar işi beceremeyenlerdir. Üstelik bağırıp çağırarak suçu başkalara yıkmaya çalışırlar. Hâlbuki işin ehli olanlar rahat tavırlarıyla, hatta güleç yüzleri ile dikkat çekerler.
364. Kişinin manevi hayatında Tevhid gıda, Marifetullah meyve gibidir.
365. Allah’a kulluk yapmak nefse kulluk yapmaktan daha kolaydır.
366. Kişi fıtraten kendini sevdirmek ister. İstikametli olanlar Allah’ın sevdiği hareketleri yaparak kendilerini Allah’a sevdirmeye uğraşırlar. Yolunu şaşıranlar ise insanların hoşuna gidecek hareketleri yaparak kendilerini insanlara sevdirmeye çalışırlar. Birisi ihlas, diğeri riyadır.
367. Cahilden kork! Çünkü o, bir şeyi veya bir kişiyi en küçük bir şey için öve öve göklere çıkarır, ve gene en küçük bir şey için yere yere yerin dibine geçirir.
368. Sahip olduğunuz güzel şeyleri anlatmayın; elinizden gitmesine sebep olur. İzah: "Adam otuz yıldır araba sürerim. Bir tek kaza yapmadım" der. Bakmışsın ertesi günü kaza yapmış. Adam "yıllardır hiç bir hastalığım yok, turp gibiyim" der. Bakmışsın ertesi günü hastanede.
369. Eğer sizin davanız varsa; siz, herkesi ve her şeyi davanız için kullanırsınız. Eğer davanız yoksa, o zaman herkes sizi davası için kullanır.
370. Erkek sadece kendi nefsiyle değil, aynı zamanda karısının ve büyüyünceye kadar da çocuklarının nefsiyle uğraşmak zorundadır.
371. Yeri geldiğinde hayatını feda edemeyenlerin yaşamaya da hakları yoktur. Bu yüzden ölmeyi bilmeyenler yaşamayı da bilmezler.
372. İslamiyet’ten uzak olan insanlıktan da uzaktır.
373. En büyük bid’alardan biri de devletin Allah’ın emir ve yasaklarına göre değil de, beşeri kanunlara göre yönetilmesidir.
374. İnsanların dış görünüşlerine bakarak hareket edersen hata edersin. Bu hatayı ilk yapan şeytan olmuştur; Âdem Aleyhisselam’ın dış görünüşüne bakarak aldanmış ve kendisini üstün görmüştü. Pek çok kavim peygamberlerinin dış görünüşlerine bakarak aldanmış ve "o da bizim gibi bir insan" diyerek inanmamış ve neticede helâk olup gitmişlerdir.
375. Etrafınızdakileri kabiliyetlerine göre, uygun işlerde çalıştırınız. O zaman onlar hem başarılı hem de mutlu olurlar. Bu mutluluk ve başarı dolayısıyla sizin defterinize geçer. Bu durumda sizin de değeriniz artar.
376. Allah’a kulluğa yönelirsen; belâ ve musibetler, hattâ, hata ve kusurların bile birer nimet olur. Nefis ve şeytana yönelirsen, elinde bulunan nimetler bile başına belâ olur.
377. Bu dünyada insanın başına mutlaka belâ ve musibetler gelir. Bu yüzden insanın bir elinde mutlaka sabır olmalıdır.
378. İnsanın Rabbine şöyle bir “Ya Rabbi..” demesi hayâl bile edilemeyecek kadar büyük bir nimettir.“Babacığım..” diyerek babaya koşmanın nasıl bir nimet olduğunu ancak babası olmayan çocuklar bilir.
379. Bu kâinat bütünü ile güzeldir. Çünkü severek yaratılmıştır. Yani, Cenab-ı Hak muhabbeti ile âlemi yaratmıştır. Bediüzzaman Hz.leri “Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur” buyurmuştur.
380. Nankör bir kimseyi memnun etmek mümkün değildir.
Çünkü o, illa bir eksiklik bulup şikâyet edecektir.
381. Sen, sana iyilik yapanı seversin, kötülük yapana da kızarsın. Bu senin elinde değildir.
382. Yapılan iyilik yapan için çok küçük ve basit olabilir.
Birisine yol göstermek veya aç birisini doyurmak gibi. Ancak o iyilik yapılan kişi için çok önemlidir ve bu iyiliğe verilecek mükâfat ta buna göre olacaktır.
383. Allah Celle Celâluhu vermeden zengin olmak, âlim olmak, makam sahibi olmak veya herhangi bir şeyde başarılı olmak mümkün değildir. Öyleyse, bu gibi nimetlere sahip olanlar yiğitliği kendilerinde bilmesinler, belki o nimetler için şükretsinler.
384. Basın bir ülkenin dilidir. İnsanın konuşmasından ilmi, duygu ve düşünceleri ve seviyesi anlaşıldığı gibi, bir ülkenin ve insanlarının seviyesi de basına bakarak anlaşılabilir. 385. Kendiniz ve çevrenizdeki olumlu ve güzel şeyleri görürseniz mutlu ve huzurlu olursunuz. Bu olumlu haliniz çevrenizdekilere de yansır. Olumsuz ve kötü şeyleri görürseniz huzursuz ve mutsuz olursunuz. Ve bu olumsuz haliniz de çevrenizdekileri etkiler.
386. Allah Celle Celâluhu muvaffak etmeden hiçbir kimse hiçbir şeyi başaramaz. Buna hayır ve şer her şey dahildir. Ayrıca bu, herkes ve her şey için de geçerlidir. Bunun için, bazı konularda çok başarılı olanlara bakıp ta o başarıyı tamamen onlara verme!
387. Âlemde gördüğünüz hakikatleri Kur’an’da, Kur’an’da gördüğünüz hakikatleri de âlemde görebilirsiniz. İkisi arasında herhangi bir zıtlık yoktur. Aslında ikisi birbirini tasdik etmektedir. Çünkü ikisi de aynı zattan gelmektedir.
388. İnsan kula kul olmaktan asla kurtulamaz! Allah’a kul olmadıkça!
389. Yaşamak… Amma, ne için?
390. Dünyanın zenginleri olduğu gibi ahiretin de zenginleri vardır. Dünyada makam sahipleri olduğu gibi ahirette de makam sahipleri vardır. Dünyada zenginler makam sahiplerine yetişemedikleri gibi, ahiret zenginleri de ahiretteki makam sahiplerine yetişemezler. Zenginlik güzeldir amma, makam sahibi olmak daha güzeldir. Sahabeye makamlarından dolayı, kim ne kadar ibadet ederse etsin, yetişemiyor. Az bir ameli olan şehide makamından dolayı çok ameli olan yetişemiyor. Öyleyse sen, rıza-i ilahi için amel et. Rıza makamını kazanmaya çalış. Rıza çok amelle değil, halis amelle kazanılır. Bunun için amelleri O’nu razı etmek için yapmak gerekir. Allah’ın razı olacağı amellerin ise cafcafı ve gösterişi yoktur. Bunun için halis olanlardan başkası o amelleri yapamaz. Aslında dinimizdeki güzel hareketleri yapmak için verilen ücret ve sevap o güzel hareketleri yaptırmak içindir. Maksat o güzel hareketlerin yapılmasıdır, ücret teşvik içindir. Mesela; sen oğluna “Kur’an okumayı öğren, sana bisiklet alacağım” desen çocuk bisikletin hatırına hemen Kur’an okumayı öğrenir. Onun maksadı bisiklet olabilir amma senin maksadın onun Kur’an okumasıdır. Öyleyse sen Rabbine karşı bisiklet için Kur'an öğrenen çocuk gibi olma. Sevap verecek diye namaz kılma, mükafat verecek diye zikir yapma. Bunlar senin fıtri vazifelerindir, yaratılış gayendir. Ağaç denen odunlardan tatlı, lezzetli, harika meyveleri senin için çıkardığını gördüğün zaman "maşaallah, barekallah, sübhanallah" deyip hayret ve muhabbetini belli etmek için illa sevap mı alman gerekir?
391. 'Nasıl olsa Allah affeder' diye haramlara girmek ve hiç pişman olmamak tam bir ahmaklıktır.
392. Nasıl araba duramayınca kaza yaparsa, insan da bir olay karşısında sabır edemezse elinden kaza çıkar.
393. Sabır araçlardaki fren gibidir. Araçta mutlaka fren olması gerektiği gibi, insanda da mutlaka sabır olmalıdır.
394. Sabırsız adam frensiz araba gibidir. Nerede ve ne zaman elinden kaza çıkacağı belli olmaz!
395. İyilik yapan sanki kendine iyilik yapmıştır ve kötülük yapan da sanki kendine kötülük yapmıştır.
396. Bütün kâinat, mahlûkat ve mevcudat Cenab-ı Hakk’ın bir nevi aynasıdır. Bunu anlayan Ehl-i Velayet her neye bakmışlarsa hep O’nu görmüşler ve “Lâ meşhuda illa Hû” demişlerdir.
397. Allah’a kulluk yapıp ta pişman olan, nefis ve şeytana kulluk yapıp ta pişman olmayan yoktur.
398. Ne olursa olsun güzel olması için ölçülü olması şarttır. (yemeğin tuzu gibi) Bu âlemde her şey ölçülü olduğu için güzeldir. Ölçü bu âlemi ihata etmiştir. Bizim de güzel bir insan olabilmemiz için ölçülü hareket etmemiz şarttır. Ne kadar Sünnet-i Seniyyeye uygun hareket edersek o kadar ölçülü hareket etmiş oluruz.
399. Bu dünyada illâ sabır ve idare, başka yol görünmüyor!
400. Ey İnsan! Neyine güveniyorsun da bu kâinat sahibinin emirlerine aldırmıyor, şiddetli tehditlerine rağmen yasak ettiği şeyleri yapıyorsun!
401. Bir işe başlarken besmele çek. Başlarken besmele çekemeyeceğin işi yapma! (İçki içmek, zina etmek gibi bütün haramlara başlarken besmele çekemezsin. Madem öyledir, başında besmele çekemeyeceğin işleri yapma) Eğer insan şu dünya hayatında sadece başında besmele çekemediği işleri terk etse oldukça büyük bir şey başarmış olur.
402. Misafir olduğun yerde hane sahibine itaat et! Bir konuda fikrini sorarsa söylersin.
403. Cenab-ı Hakk'ın varlığı o kadar zahirdir ki, adeta ondan başka hiçbir şey yoktur. Bunu anlayan Ehl-i Velayet “Lâ mevcuda illa Hu” (O'ndan başka hiç bir şey yoktur) demişlerdir. Gene, Cenab-ı Hakk'ın varlığı o kadar aşikârdır ki, adeta O’ndan başka görünen hiçbir şey yoktur.
Bunu anlayan Ehl-i Kemal’de “Lâ meşhude illa Hu”
(O'ndan başka görünen hiç bir şey yoktur) demişlerdir. Gene, Cenab-ı Hakk'ın varlığı o kadar gizlidir ki, sanki yoktur. Bu yüzden kâfirler de O’nun için “Yoktur” demişlerdir.
404. Ben vücudumla fazla ilgilenmiyorum. O benim bineğimdir, bana geçici olarak ve emaneten verilmiştir.
Nihayetinde de toprak olup gidecektir. Ben onu kullanarak dünyevi ve uhrevi işlerimi görüyorum. Elbette ondan güzel bir şekilde istifade edebilmek için de bakımını ihmâl etmiyorum.
405. Kişi sürekli olarak şeytan'a yıkılıyorsa suç şeytan'ın değildir. O vazifesini yapmaktadır. Sen eğer ona yıkılırsan hemen tövbe ederek ayağa kalkmaya bak!
406. İnsan ve toplum hayatına müdahale etmeyen din, din değildir. Dini insan ve toplum hayatına müdahale ettirmeyenlerde o dine mensup değildir.
407. Ölüm varsa din de olacaktır. Zira kabir ve ötesi için söz sadece dinin ve o dini getiren peygamberlerindir.
408. Herkesle beraber dalıp gitmek demek, sonu olmayan bir hüsrana düşmek demektir.
409. Kişi başkaların başına gelenlerden ders ve ibret almazsa, kendisi başkalara ders ve ibret olur.
410. İçinde yaşadığın topluma yapacağın en güzel katkılardan biri de; her ne işi yapıyorsan yap, işini güzel yapmandır.
411. Herkesi kendimiz gibi sanmamız ve ona göre davranmamız en çok yaptığımız hatalardandır. İzah: Doğru insan herkesi doğru, sahtekâr herkesi sahtekâr, yalancı herkesi yalancı sanır ve ona göre davranır. “Babama güvenmem” diyen kişi de aslında kendisine güvenilmeyecek bir kişidir.
412. Herkes rahat etmeyi ister, hatta bugün insanların gayesi bu olmuştur. Halbuki rahatlık insan fıtratına zıttır, insana yaramaz. Aslında insana bu duygu ahirette rahat etmeyi istemesi ve bunun için çalışması için verilmiştir.
413. Rabbin yolunda neyi feda etsen azdır. Unutma! Neyi feda edersen onu bulacaksın.
414. Allah'ım! Sen varsın... İşte en büyük gerçek bu.
415. Hep kendini düşünme, bir de kendini karşındakinin yerine koy.
416. Düğün ve cenazende bulunmayanları tereddüt etmeden dostlar listesinden silebilirsin. (Dostlar listesinden sil amma, ilişkini tamamen kesme)
417. Sırf zevk için fazla yemeyin. Vücudunuzun ihtiyacı olan gıdayı yerken aldığınız lezzet size yeter.
418. Allah Celle Celâluhu kapısına geleni boş çevirmekten yücedir.
419. Nefsine taraftar olursan, herkes sana düşman olur; nefsine düşman olursan, herkes sana dost olur.
420. İnsan olarak bu dünyaya geldim diye sevin amma, bu dünyadan giderken, yapacağın yanlış hareketlerden dolayı hayvandan aşağı düşüp, hayvandan aşağı olarak gitmekten kork!
421. Bu dünyaya insan olarak geldin, insan olarak gitmeye çalış!
422. Sorun tespit edilmeden çözüm üretilemez.
423. İnsan maceracıdır, hareket ister. Her şey tıkır tıkır yürürse rahatsız olur.
424. Yetmez mi.... Bu kâinatın sahibi olan Zat'a kul olmak şerefi bana yetmez mi? En sevdiği kulu Hz.Muhammed Aleyhissalâtu Vesselâm'a ümmet olmak şerefi bana yetmez mi? En son ve en mükemmel din olan İslam'a mensup olmak şerefi bana yetmez mi? Gelmesiyle geldiği ayı sultan, geldiği geceyi Kadir yapan Kur'an'a muhatap olmak şerefi bana yetmez mi? Şan ve şerefi yahudi ve hristiyanların yanında arayan münafıklara nar-ı cehennem yetmez mi? 425. Sonsuz Dillerim Olsaydı... Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin varlığını ve birliğini ilan edip "Lâ ilahe illallah" deseydim, Allah'ım! Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin sonsuz kemalâtını
ilan edip "Sübhanallah" deseydim, Allah'ım! Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin sonsuz nimetlerin için şükür edip "Elhamdülillah" deseydim, Allah'ım! Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla senin sonsuz azametini ilan edip
"Allahuekber" deseydim, Allah'ım! Sonsuz dillerim olsaydı; onlarla sonsuz hata, kusur ve günahlarım için senden af isteyip "Estağfirullah" deseydim, Allah'ım!
426. İnsan aciz-i mutlaktır.(sonsuz derecede aciz) Bu hali ile kendini kadir-i mutlak sanır.(Her şeye gücü yeten)
427. İhtiyaçlar hayatın motorudur. İhtiyaçları yok ederseniz hayatı da yok edersiniz. Hayata ihtiyaçlar ile hareket verilmiştir. Adamın ihtiyaçları olmasa zor şartlarda niçin çalışmak için işe gitsin? Sadece hastalıklar olmasa ne olurdu bir düşünün! Bütün ihtiyaçları karşılanan zengin çocuklarının bunalıma girmesi bundandır. Çünkü hiç bir şeye ihtiyacı olmayan bir kişinin yaşamasının da bir anlamı olmaz. Hayatın bir anlamı kalmaz. İşte en gelişmiş ülkelerde en fazla intiharın olması bundandır.
428. Allah Celle Celâluhu insan için kendisinden başka güvenip bel bağlayacağı hiç bir şey bırakmamıştır. Eğer insan Allah'tan başkasına güvenip bel bağlarsa o bel bağladığı ile illâ başı derde girer.
429. İnsanların kıymetini onlara ihtiyacınız olduğu zaman daha iyi anlayabilirsiniz.
430. Rahat etmek istiyorsanız mümkün olduğu kadar basit bir hayatı tercih ediniz.
431. Beden yaralandığı gibi ruh ta yaralanır. Bedende yara izi kaldığı gibi ruhta da yara izi kalır
432. Allah'tan başkasına güvenip bel bağlama! Allah Celle Celâluhu bu dünyada kendisinden başka güvenip bel bağlanacak hiç bir kimse veya hiç bir şey yaratmamıştır. Buna rağmen bir kişiye veya bir şeye güvenip bel bağlarsan illa onun başına bir şey gelir. "Güvenilen dağlara kar yağması" deyimi bu manânın tezahürüne bir delildir.
433. İnsan; senin büyük görmen ile büyük, küçük görmen ile de küçük olmaz!
434. Geleceğimizi garanti altına alacağız diye çırpınıyoruz.
Senin gelecek dediğin ne ki!
435. Kur'an'ın indirildiği gece kadir gecesi olursa, Kur'an'ın kendisi ne kadar kıymetlidir, bir düşün! Kur'an'ın kendisine indirildiği insan ve hitap ettiği insanlar ne kadar kıymetlidir, anla! Ve O Kur'an'ı yasaklayanlar ve tatbik edilmesini engelleyenler ne kadar zalim ve ne büyük bir cinayet işliyorlar, fark et!
436. Maddi elbise maddi ayıplarımızı, manevi elbise de (takva) manevi ayıplarımızı örter. Şeytan ise insanları maddi ve manevi olarak soymak için uğraşır. Soyabildikleri ona uyanlardır. Soyunmanın derecesine bakarak o kişinin ne kadar şeytana uyduğunu anlayabilirsiniz.
437. Bu yazıyı okuduğuna göre demek sen hâlâ yerin üstündesin. Öyleyse, yerin altına girmeden önce ne yapacaksan yap!
438. Yerinde harcamak cömertlik, yerinde harcamamak cimriliktir. İhtiyaç miktarından fazla harcamak israf, yersiz harcamak tebzirdir. İhtiyacı en asgari bir şekilde gidermek ise iktisaddır.
439. Çok yiyenler maddi ve manevi olarak kendilerini mahvetmişlerdir. Az yemek bütün peygamberlerin ve bütün büyük zatların ortak özelliğidir. Bu yüzden peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm "İnsanoğlu midesinden daha kötü bir kap doldurmamıştır" buyurmuştur.
440. Bilmeden görmenin hiç bir anlamı yoktur. Bu yüzden kâfirler bu âlemden hiç bir şey anlamadan göçüp giderler. İzah: Mesela; hastasınız ve bir film çektirdiniz. Film elinizdedir ve onu görürsünüz amma gene de onu alır bir doktora gösterirsiniz. Her şey filmde ap açık görünmektedir amma siz o görünenlerin ne anlama geldiğini bilmezsiniz.
Dolayısıyla o gördükleriniz sizin için hiç bir anlamı yoktur. Aynen bunun gibi; kafirler de bu alemi görürler hatta en ince teferruatına kadar incelerler. Amma bu gördüklerinin ne anlama geldiğini bilmezler. Bu yüzden bu alemden bir şey anlamadan göçüp giderler. "Görmediğime inanmam" diyenler aslında gördüklerinden de bir şey anlamayanlardır.
441. Sen herkesin yaptığı yanına kâr mı kalıyor sanıyorsun.
Hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz!
442. İman ve salih amel yok ise yaşamanın da hiç bir anlamı yoktur
443. Allah Celle Celâluhu istediğine dünyayı cennet gibi, istediğine de cehennem gibi yapar
444. Dünya kaçılacak bir şey olduğu halde, nasıl oluyor da herkes ona doğru koşuyor, hayret!
445. Biz Allah'a isyan edenleri hoş göremeyiz. Lut Kavminde gece teheccüd namazına kalkanlar o kötü fiili yapanları hoş gördükleri için onlarla beraber helâk oldular.
446. Bir kişide enaniyet varsa ona manevi kapılar açılmaz!
447. Demokrasi denen beşer sisteminde Allah'ın emirlerinin yasaklandığını, yasak ettiklerinin serbest edildiğini, hatta emir edildiğini görmemek için manen kör olmak gerekir. Demokraside insanlar hürdür, istedikleri gibi hareket edebilirler. Dindeki emir ve yasaklara göre hareket etmeye zorlanamazlar. Devletin idaresinde de Allah'ın emir ve yasakları tatbik edilemez. Eğer devletin idaresinde Allah'ın emir ve yasakları tatbik edilirse ona demokrasi değil, onların tabirince "teokrasi" denir. İşte onun için demokrasilerde Allah'ın yasak ettiği zina suç değildir, faiz serbesttir, içki serbesttir, kadınlar çıplak gezebilir, Kur'an'a göre evlenip boşanılamaz, miras Kur'an'a göre paylaşılamaz, hırsıza, haksız olarak adam öldürene Allah'ın emrettiği cezalar verilemez ve hakeza... Basından okullara, mahkemelerden bütün kurumlara kadar her alandaki tatbikatları buna kıyas et ki demokrasinin ne olduğunu anlayasın. Temmuz 2013, bir ingiliz gazeteci Mısır'daki olaylar üzerine televizyonda, canlı yayında şöyle bir açıklama yaptı: "Müslümanlar Demokrasi ile İslamiyetin uyuşmadığını anlayacaklar diye ödümüz patlıyor" ANLIYOR MUSUN EY MÜSLÜMAN?
448. Sıkıntı insanın ateşidir; onunla pişer, olgun, kâmil bir insan olur.
449. Bir kimsenin hayatı boyunca iradesini kullanıp, işlerini iradesi ile yapıp ta sonra da "insanın iradesi yoktur" demesi ne kadar ahmaklıktır.
450. Zevk almanın yolu nefsin isteklerini yerine getirmekten değil, yerine getirmemekten geçer. Yedikçe yemek zevkinin, içtikçe içmek zevkinin, uyudukça uyuma zevkinin yok olduğunu herkes bilir.
451. Neticesi ebedi cennet veya ebedi cehennem olan bir imtihanın şakası olamaz, hafife alınamaz, görmezden gelinemez, yok sayılamaz. İşte şimdi sen o imtihanın içindesin!
452. Allah Celle Celâluhu "Yeryüzünde halife yaratacağım" dedi ve beni yarattı. Öyleyse, benim hedefim halife olabilmektir. Bunun için ne yapmam gerekiyorsa yapmalı ve neleri terk etmem gerekiyorsa terk etmeliyim. Aksi takdire pek çok insan gibi çürüyüp gitmek tehlikesi vardır.
453. İnsan Allah'ın rızasını gaye edinip, O'nun rızasını kazandıracak şeyleri yapmaya başlarsa Alay-ı İlliyyin'e doğru yükselmeye başlar. Nefsinin istek ve arzularını gaye edinip o yola koyulursa Esfel-i Safilin'e doğru düşmeye başlar.
454. Ben nefsime hizmetçi değilim. İzah: Nefsin ne istiyorsa, canın ne arzu ediyorsa onu yapacağım diye koşuşturuyorsan nefsine hizmetçisin demektir. Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getireceğim diye koşan ile nefsinin süfli arzularını yerine getirmek için koşan arasında ne kadar fark vardır. Birisi ne kadar değerli, diğeri ne kadar değersizdir.
455. Bu asrın fitnelerinden uzak kalmak isteyen televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden, internetten uzak kalsın!
456. Bir adam eğer kesin olan farzları yapabiliyorsa ve kesin olan haramlardan da kaçabiliyorsa inşallah gemiyi kurtarır.
457. Dikkat et! Gözüne çöp düşmesin! İzah: Gözüne düşecek küçücük bir çöp veya kıl senin bütün âlemi görmene mani olur. Yani, kâinat ne kadar büyük olursa olsun artık göremezsin. Aynen öyle de; yediğin küçük bir lokma haram, söylediğin küçük bir söz, yaptığın küçük bir hareket senin bu kâinattan daha geniş olan manevi âlemleri görmene mani olabilir.
458. Rabbin ile arana kimlerin girdiğini anlamak istersen namaza durduğunda Rabbin ile aranda kimlerin olduğuna dikkat et! Yani, namazda aklına neler ve kimler geliyor, gönlünden neler ve kimler geçiyorsa, işte senin Rabbine ulaşmana mani olanlar da onlardır.
459. Nefsine ne kadar "dur" diyebilirsen o kadar hürsün..
Buna helâl olanlar da dâhildir.
460. Adam 50-60 yaşına gelmiş, hâlâ yaşaması muhtemel 15-20 seneyi düşünüyor ve gitmekte olduğu ebedi hayattan gaflet ediyor!.Halbuki, başını şöyle biraz kaldırıp baksa, sonu olmayan bir hayata doğru gitmekte olduğunu anlayacak ve artık yaşaması muhtemel olan 10-15 senenin de hiç bir öneminin olmadığını fark edecektir. Bunu anladıktan sonra var gücü ile ahirete ve ebedi hayata hazırlanmak ona zor gelmeyecektir. işte doğru olan budur.
461. İnsana verilen şehvet duygusu öyle kuvvetlidir ki, gayri meşru yolda tatmini mümkün değildir. Çünkü ihtiyaç süreklidir. Bunun için evlilik şarttır. Bu duygu bununla da tatmin olmaz. Bu dünyadaki bu zevkler tatmak kabilindendir. Doymak ancak cennette mümkün olacaktır.
462. İnsan utanma duygusunu kaybederse bir nevi şeytanlaşır. "İnsan eğer insan olmazsa şeytan bir hayvana inkılâp eder" Lem’alar
463. Aslında herkes gerek hareketleri ile, gerek söz ve davranışları ile ne olduklarını devamlı olarak ortaya koymaktadırlar. Amma bizler ya..görmüyoruz, yada görmek istemiyoruz!
464. Allah'a itaat edersen elem ve azap; isyan edersen keyf ve zevk alacak olsan, sen azap tarafını seç! Zira onun arkası rahmettir. İsyan yolundaki keyf ve zevkin arkası ise elemdir, azaptır.
465. İsyandaki zevklere "dur" deyip, itaatteki zahmetlere katlanmazsan Esfel-i Safiline doğru düşmeye başlarsın!
466. Haramlardaki zevklere karşı nefse "dur" demek mecburiyeti vardır. Farzları yerine getirmekteki zorluğa da katlanmak mecburiyeti vardır. Bu ise kulluğun en azıdır!
467. Allah Celle Celâluhu bu kâinatı ve dünyayı yaratmış ve istediğini yaratarak bu dünyaya getirmekte ve verdiği süre kadar istifade ettirmektedir. Ölüm ise bu istifadenin bitmesidir. Kişi bu verilen süre içinde iyi ve kötü ne yaptı ise ahirete onları götürmektedir. Ondan bu kâinatı yaratanı tanıyıp kabul etmesi, emir ve yasaklarına göre yaşaması istenmektedir.
468. Aslan yelesi ile aslandır. Eğer aslanın yelesini kesip hayvanların arasına salsan hayvanların arasında maskara olur. Aynen öyle de; erkek sakalı ile erkektir. Onun sakalını kestirmek onu maskara etmektir. Unutma! Bütün peygamberler sakallı idi. İzah: 1. Sakal erkek için fıtridir. 2. İnsanların yegane önderleri olan peygamberlerin hepsi sakallı idi. 3. İmam-ı Gazali ve Nur'un birinci talebesi olan Hacı Hulusi Bey "Sakal erkeğin zinetidir, süsüdür" demişlerdir. Bediüzzaman Hz.lerinin birinci talebem dediği Hacı Hulusi Bey sakallı idi. 4. Sakalsızlık son asırda Avrupalıları taklit için devlet tarafından dayatılmış ve zorla insanlara tatbik ettirilmiştir. 5. Asrımızın imamı
Bediüzzaman Hz.leri de bu yüzden sakal bırakamamış ve
"Şu yaptığımız iman ve Kur'an
hizmeti inşallah buna keffaret olur" diyerek bu sünneti yerine getiremediğini ifade etmiştir. 6. Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm ahir zamanda olacak bu sakalsızlığa dikkat çekmiştir. 7. Gerek özel şartları ve gerekse hizmet durumu gibi sebeplerle sakal bırakmayanlara bir şey söylemek doğru olmaz. 8. Hiçbir engeli olmadığı halde sakal bırakmayanların ise doğru yaptıkları söylenemez.
469. Yeri geldiğinde paranı harcamazsan o para sende kalacak diye aklına gelmesin. İlla o para bir şekilde senden çıkacaktır!
470. Âlimler korkmaz, din ne diyorsa onu derler. Bu onların hayatlarına da mâl olsa böyledir. Korkandan da âlim olmaz!
471. Âlim korkmaz! Korkana da âlim denmez! "O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri tebliğ ederler ve Allah'tan korkarlar. Ve Ondan başka kimseden korkmazlar" Ahzap Suresi 39
(Alimler de Peygamberlerin varisleri olduklarından onlar da öyledir)
472. Nefse yenilmek ne kadar zor ve elemli, nefsi yenmek ise ne kadar zevklidir!
473. Bu dünyada keyfi meşru dairedekiler yapıyor. Gayri meşru yoldakiler keyf etmiyor. İzah: Gayri meşru yolda gidenlerin sıkıntıdan, bunalımdan, stresten, hayatlarından şikâyet ettiklerini görürsün. Meşru yolda gidenlerde ise böyle şikâyetler pek görülmez. Gayri meşru yolda gidenler keyf etseler hiç böyle şikâyet ederler miydi?
474. Hayır veya şer bütün işlerde ancak Allah'ın müsaade ettiği kadar muvaffak olunabilir.
475. Bu dünyada en kıymetli şey iman, sonra da namazdır.
476. Cahille uğraşma, anlayacak diye bekleme, salıver gitsin. Zira o pire için yorgan yakar, sonra da iyi yaptığını sanır. Hatta onunla öğünür..
477. Hayır veya şer, bu dünyada ancak Allah'ın dediği olur..
478. İnsanın en hızlı duygusu hayalidir. Onunla bir anda ahirete, cennete, cehenneme gidebilir, geçmişe geleceğe bir anda varabilir. Buna rağmen bu hayal duygusu Cenab-ı Hakk'ı tanımada, isimlerinin tecellisini anlamada çooook yaya kalır ve "acizim" diyerek pes eder..
479. İnsan en büyük zevkleri alsa bile bir müddet sonra hiç almamış gibi olur. (Geçmişte aldığınız zevkleri düşünün) Öyleyse, bu dünyada zevk peşinde koşmanın bir anlamı yoktur.
480. Meşru dairede kal, Gayr-i Meşru daireye girme!.Gayr-i Meşru daire maddi ve manevi olarak seni mahv eder..
İstersen o yola gidenlere bakabilirsin.
481. Eğer nefsin istemediğin şeyi sana zorla yaptırıyorsa sen nefsinin elinde "esirsin" demektir.
482. İstersen istemeye, verirsen vermeye alışırsın. Çalışırsan çalışmaya, yatarsan yatmaya, çalarsan çalmaya alışırsın. İşte sende bunlar gibi binler duygular var. Şimdi sen kendini neye alıştırdığına bak!
483. İçinde yaşadığın yerde ve toplumda eğer Allah'ın emir ve yasaklarına göre yaşayamıyorsan bulunduğun yeri ve çevreyi terk et! "Melekler, kendilerine zulm eden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işde idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kişilerdik." derler. Melekler:"Allah'ın yer yüzü geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir. Nisa 97
484. Uyku hayatın yaşanmayan bölümüdür. Bu yüzden uykunun elinden ne koparılsa kârdır. Başta peygamberler olmak üzere bütün büyük zatlar hep bunu yapmışlardır.
485. İsyandaki zevk te, itaatteki zahmet te geçicidir. Geriye senin ne yaptığın kalır. Ve sen, ebedi olarak bu yaptıklarına göre muamele görürsün.
486. Nefsi yenmek ne kadar güzel ve zevkli; nefse yenilmek ne kadar zor, elemli ve zilletlidir.
487. Ben yokum, sen varsın Allah'ım! İzah:Benim için artık nefsimin istekleri, arzuları, emirleri yok, senin emirlerin, isteklerin ve arzuların var.
488. Kadınlar eğer yabancı erkeklere karşı sergiledikleri davranışların onda birini kocalarına karşı yapsalar mutsuz aile kalmaz.
489. Ölüm ne güzel şey! Hayatı görmeyi sağlıyor. Aynadaki sırlı yüz gibi. Aynayı ayna yapan arkadaki sırlı yüzdür.
490. İnsan insanlıktan çıkar mı?
Evet, çıkar... Eğer nefsinin peşine düşerse...
491. Nefsinin peşine düşen Esfel-i Safiline doğru düşmeye,
Allah'ın emrini ve isteklerini yerine getirmeye yönelen de Alay-ı İlliyyin'e doğru yükselmeye başlar.
492. Yarın ölmen ve ebedi yolculuğa çıkman mümkündür...
Bak bakalım, hazır mısın, eksik olan bir şey var mı?
493. Gereğinden fazla uyumak verilen hayat sermayesini çar çur etmektir.
494. Muhatap olduğun kişide şehvet ve gadap duygusu olduğunu unutma! Seni öldürebilir, elinde ne varsa alabilir!
495. Asıl esir nefsine esir olandır!
496. Allah'ın eserlerine akıl ermiyor, Zatına erer mi? İzah:
sadece insan vücudunu inceleyen binlerce fakülte, milyonlarca ilim adamı var... Ve incelemek ile
bitiremiyorlar. Sayısız çeşitteki hayvan ve böcekleri, ayrıca karaları ve denizleri, hatta uzayı inceleyenleri düşün..Küçük büyük hiç bir eserine akıl ermiyor, incelemek ile bitmiyor.
497. Günümüz insanı nefsanî bir hayata sevk edilmiş ve edilmektedir. İnsanlar nefislerine esir edilmişlerdir. Ruh ise gidilen yanlışı hissetmekte ve kıvranmaktadır. Ruhun gıdası da verilmediğinden aç kalmaktadır. Dolayısıyla aslı ruhun rahatsızlığı olan psikolojik rahatsızlıklar da almış başını gitmiştir. Mutluluk ise ruha ait bir şeydir. Bu durumda artık mutlu olmak mümkün müdür?
498. Ne yaparsa güzel yapan bir Zat'a "Şunu neden böyle yaptı veya bunu neden böyle yapmadı" denmez. O isterse iki yaşındaki taze bir çocuğu veya yirmi yaşındaki bir delikanlıyı öldürür ve toprağa sokar, yüz yaşındaki bir ihtiyarı yaşatır. "Neden" denmez. Belki "hikmeti ne acaba?" denebilir ve olay hikmetini anlamak için incelenebilir.
499. Gayr-i meşru yolda (Allah'ın yasak ettiklerinin yapıldığı yolda) elemden başka bir şey yoktur! Buna rağmen insan gayr-ı meşru yoldaki o cüz-i zevke o kadar meftun olur ki onun için 'öleceksem öleyim, cehennemde yanacaksam yanayım' der. Dolayısyla o yolu kolay kolay terk edemez. Hakikatende o yolda ölür gider. Gayr-ı meşru yoldaki o zehirli zevke alışmış olanlar içki, zina, kadınların çıplak gezmesi gibi haramların yasak edilmesine şiddetle karşı çıkarlar ve 'islamın katı kuralları gelecek' derler ve yaygara koparırlar. Bu gayr-ı meşru zevklerine devam edebilmek için her türlü mücadeleyi yaparlar, hatta ülkeler arası savaş çıkarırlar, islamı, yani bu hükümleri tatbik etmek isteyen islam ülkelerinin üzerine bombalar yağdırırlar.(Somali'de, Afganistan'da olduğu gibi)
Dünyanın hiçbir yerinde bu haramların yasaklanmasına izin vermezler.
500. Kadın; eğer idare etmesini bilirsen bir gül olur, koklarsın, mutlu olursun. Eğer idare etmesini bilmezsen diken olur, batar, üzülürsün.
Yorumlar
Yorum Gönder